30 Ekim 2014 Perşembe

Allah belanı versin hayın yar,zalım yar

Böyle dediğime bakmayın aslında kendi içimde tutarlı bir materyalist olduğumu düşünüyorum ancak bazen  Allah  sitemlerimi duysa da , bütün eski sevgililerimin belasını toptan verse istemiyorum değil hani. Şimdi Bay Bok Kafa eğer okuyosan senden bahsediyorum bu yazıda,evet senden!Sen gel hayatıma birden gir,aşık oldum ölüyom bitiyom diye diye beni kendine aşık et sonra da 'biz ayrı galaksilerin insanıyız' edebiyatı çek bana,oldu gülüm. Hani birbirimize çok benziyorduk,hani birlikte yaşlanmalıydık
noldu?  Ben söyliyeyim tez 1 doğru çıktı.Sen benimle egolarını tatmin ettin, gezdin tozdun eğlendin,üstümde tahakküm kuramayınca da ayrı galaksilerin insanı olduk birden. Ama ders oldu, valla tövbe daha da aşık olmam, yani böyle aşık olmam, ağlamaktan gözlerimin etrafındaki kaz ayakları bu yaşımda ortaya çıktı yemin ediyorum. Tamam güzeldi kabul, hatta çok güzeldi tüm yaşadıklarımız, hayatımda ilk defa gerçekten sevildiğimi hissettim ben ama bu kadar acı çekmeye değer miydi bilmiyorum. Eğer beni ilk çağırdığı gün buluşmayı kabul etmeyip o akşam Aylak Madam'a  gitmeseydim şimdi benim için sıradan biri olarak kalacaktı, onu her hatırladığımda gözlerim dolmayacaktı mesela. En saçma yerlerden geçerken 'burda da şöyle şöyle olmuştuuuu' deyip bütün yakın arkadaşlarımın sinir sistemlerine eziyet etmicektim ya da. Ama elden ne gelir olan oldu. Zaman geri alınmaz, gerçi alınsa da ben gene gider onu severdim mallık parayla değil sonuçta. En az hasarla çıkmaya çalışıyorum bu işten, mesela bir sürü ders çıkardım bu ilişkiden;

1)Aşk hafife alınacak bir şey değildir
2)Kime aşık olacağını sen seçemezsin
3)Her seviyorum diyene mal gibi inanma
4)Onun her dediğine inanıp sorunu kendinde arama
5)Seven insan bırakıp gitmez.

Bunlar en temel olanları, tabii kendi içlerinde yeniden kategorilendirilebilir. Ama sonuncu maddeye özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum sayın okurlar, ''seven insan bırakıp gitmez.'' Aslında çok net değil mi? İki kere iki dört gibi bir şey. Yok herkesin kendine göre haklı sebepleri var, yok böyle olması gerekiyormuş gibi saçma sapan bahanelerle seni artık sevmediği gerçeğini örtbas etmeye çalışma gözünü seviyim. Ben mesela 5 buçuk ayımı bu tür bahaneleri kendime telkin ederek geçirdim, sonuç? Ben her gece yatağımda ağlarken o kim bilir hangi alemlerde hangi hatunları götürmekle meşguldü. Bir kere kendinden pay biç, sen onu bırakıp gidebilir miydin? Hadi yaptın bir mallık gittin, onun ne kadar üzüldüğü aklına gelince geri dönmez miydin? Ben şahsen 2 kere geri döndüm, çünkü onsuz olamıyordum. Ama o dönmedi demek ki mutlu. Aristo mantığı, düz bak biraz olayı dallandırıp budaklandırmaya gerek yok. Hemen bir Demet Akalın şarkısı aç ve intikam yeminleri etmeye başla, çünkü elbet bir gün geri dönmeye yeltenicektir, o da boşta kaldığından olur büyük ihtimal, ya da siktir et , o geri dönene kadar senin hayatına da biri girmiş olur zaten.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Bir Harmanım Bu Aksam

   Acı çekmenin ne demek olduğunu unutmuşum desem yeridir.Geçen fark ettim nasıl bir duygu olduğunu,kalbinin nasıl çatlıycakmış gibi ağrıdığını,haykırdığını.Gözlerinin nasıl dolduğunu ama insanlar anlamasın diye nasıl mutlu bir yüz çizip,umursamaz kadını oynamak zorunda kaldığını...Unutmuşum işte en son geçen yaz Onun facebookta biriyle ilişki durumu yaptığını gördüğümde hissetmiştim bunu.Ama bu seferki kadar uzun sürmemişti şanslıydım çünkü her dakika onlarla burun buruna olmak zorunda değildim.Nasıl bir birlerine kur yaptıklarını izlemek,bakışlarının birbirlerine kilitlendiğini onun gözlerine baktığımda fark etmek zorunda da değildim.Neyin cezasını çekiyorum acaba,niye hiç mutlu olamıyorum,hep göt gibi ortada bırakılan ben oluyorum.Her defasında 'bu kez buldum'deyip 2 ay geçmeden kaybediyorum.
   Elleri avuçlarımdaydı daha 3 hafta öncesine kadar.Sonra birden yok oldular.Ben daha nereye kaybolduğunu anlayamadan başkasınınkine kenetlendiler.Nasıl bu kadar aptal olabiliyorum?Hadi baştan anlayamadım onun ne bok olduğunu,acımı çektim.Hala ne bokuma ağlıyorum onun gibi biri için.Halbuki mutlu olmam lazım paçayı ucuz kurtardığım için.Bazen acı çekmekten zevk alan bir mazoşist olduğumu düşünüyorum.Yoksa kendi derdim yetmezmiş gibi gidip aşk filmi izleyip ağlamazdım heralde.O bu değilde ben şimdi napıcam?Çivi çiviyi söker stratejisi kısa sürelik çözümler sağlıyor,ama ondan intikam almazsam içim rahat etmez.Benim çektiklerimin aynsını çekicek.İlk defa birinden bu kadar nefret ettiğimi hissediyorum.Eğer ona karşı bişey hissetmeseydim,onun için artık kılımı kıpırdatmazdım ama içimde dinmeyen bişeyler var.O yüzden savaşmalyım ta ki onu gördüğümde hiç bişey hissetmeyene kadar.İlk defa bu kadar kararlıyım bak hesaplaşma günü korkunç olacak!

26 Şubat 2013 Salı

Now you're just somebody that I used to know

   Hayatımın içine sıçtım,bildiğin sıçtım yani.Hani aşık olamıyorum ondan sonra diye ağlanıyordum ya,heh oldum.Olmuşum yani geç vardım farkına biraz.O gittikten sonra fark ettim ona deli gibi aşık olduğumu.Ama yine yanlış kişi,yine karavana be gülüm.Talihimi s.kiyim. Tanıdığım en hayvan herif olmak zorundamıydın. 
   Neler yaptım neler,bitmesin bu kez diye o kadar uğraştım ki ama zaten hiç başlamamış.Ben yine kendi hayal dünyamda yazıp çizip oynamışım.Yani o hep başkasını seviyomuş.Ama onun şerefsizliği ,madem sevmiyon ne bokuma seni seviyorum dersin ki bi kadına.Asla kullanmaman gereken 2 kelimeyi kullandın sen a öküzüm.Bende inandım.Zaten dünden meyilliydim ben kendimi kaptırmaya.Geçen yine fazla kaçırmışım alkolü aldım arkadaşımın telefonunu senden nefret ediyorum yazdım gönderdim.Cevap ''?''.Sonra tuttu aradı.Caterpie açtı telefonu kimsiniz dedi.O da siz kimsiniz diye karşılık verdi.Bu kimsiniz faslı baya uzun sürdü sonunda caterpie pes etti ''ben caterpie da siz kimsiniz söylerseniz anlıcam durumu '' diye çıkıştı.mesaj atmışsınız bana dedi bizimki de açıklamak zorunda kaldı arkadaşım atmıştır büyük ihtimal kendinde değil zaten şu an dedi.sonra tabi bu öküz bana mesaj attı ''bi problemin varsa yüzüme söyle arkadaşlarının telefonlarını alıp onları zor duruda bırakma '' diye. Bak sen şundaki yüzsüzlüğe ben böyle iş görmedim.Tabii altında da kalmadım.Akşam mesaj attım ''1.si yüzüne konuşmamamın nedeni öfke kontrolünde pek iyi olmadığımı düşünmem,2.si arkadaşımdan attım mesajı çünkü bnm smslerim bitmiş içincede genelde çenemi tutamam bilirsin,3.sü eğer hala karşıma çıkıcak cesaretin varsa bende kendime hakim olmayı deneyebilirim en azından '' dedim.Cevap yok tabii nerde onda o göt.Çıkamadı karşıma.1 hafta sonrada ben Ankaraya döndüm zaten.Bir daha da yüzünü görmek zorunda kalmam umarım çünkü sadece acı vericek biliyorum.Ama bir gün,birgün gerçek aşkı bulucam bak buraya yazıyorum az kaldı,hissediyorum.

25 Aralık 2012 Salı

Mutlu Sonu Görmeden Asla Ölmiycem

   Demet Akalın da dinliyorum evet.Evet itiraf ediyorum 6 ayda bir mutlaka girdiğim olağan depresyon dönemlerinde moralimi en çok yerine getiren şey Demet Akalının ''giderli'' şarkıları.Şimdi sorucaksınız niye depresyonlardasın yine diye.Belki de sormazsınız ama ben yine anlatıcam çünkü takdir edersiniz ki bu blogu açma amacım bu.
   Şimdi geçen ki yazıda bahsettiğim bi öküz vardı.Yani geçenki yazıda pek öküz gibi bahsetmedim ondan ama son görüşlerim bu yönde.Öküz yani bildiğin öküüüüüüüüüüz! Bunu defalarca yüzüne de söyledim ama hiç bu kadar hissederek söylememiştim.Şu an karşımda olsa avazım çıktığı kadar öküzsün diye bağırırdım heralde.Gerçi yine de umrunda olmazdı.Tıpkı ona özledim dediğimde umrunda olmadığı gibi...
   Neyse anlatıyım o zaman ben.9 aralık'ta geldi bu öküz Ankara'ya.Arkadaşının evine çağardı beni.Neyse bi yerde buluştuk bu beni almaya geldi.Dedim ''direk evin adresini verseydin boşunu yürümezdik.'' ''Bunu almak için çıktım ya ''dedi bir baktım cebinden tirbüşon çıkartıyo.Vay dedim benim öküz romantik çıktı.Sonra ''şarap aldım ama başka bişey içmek istersen alalım '' dedi.'' Yok ya şarap iyidir ''dedim.Neyse gittik eve bir baktım masa hazırlamış.Neyse oturduk dedim ''dinliyorum ''.Bu başladı darlanmaya bildiğin konuşamıyo karşımda.''Çok zormuş ya dur bi su alayım''dedi.Neyse sonra konuştuk beni ilk gördüğünden beri  neler hissettiğini anlattı falan.En son tuttu ellerimden '' anlıycağın bende seni seviyorum işte''  diyerek öpücücüğü kondurdu dudaklarıma.Bende bir heyecan bir heyecan dedim ''Şeytanın bacağını kırdın sonunda ciglipap ''.Aradaki detayları atlıyorum özel diye bişey var sonuçta. Neyse birbirimize sıkıca sarılıp bütün akşam ilerde napıcağımızı konuştuk .Sonra benim yurda giriş saatim geldi.Dedim benim gitmem lazım.Nasıl gitme kal bu gece diye yalvarıyo ama görmeniz lazım.O atarlı giderli ağır abi havalarında takılan öküzden eser yok.5 yaşındaki çocuk oldu karşımda.Ama tabi yurda gitmem gerekiyodu.Çıktık evden baktım yağmur yağıyo.Yürüyoruz kaldırımda yan yana bu birden tuttu elimden taksi durağına kadar öyle yürüdük.Durağa gelince ''acaba binmesekte aşağı kadar yürüsek mi?'' dedim. Öküzün verdiği cevaba bak ''soğukta yürüyüp napıcaz ya şurda taksi var işte '' ''Öküzsün ya '' dedim.''öyleyim gülüm '' dedi pişkin pişkin.Neyse o gece bıraktı beni yurda.Ertesi günde ben onu otogara bıraktım.2 gün gayet iyiydik ama ne zaman bana napıyosun  diye sorduğunda otostoptayım dedim bizim öküz dellendi.Tabii o dellenince bende dellendim. Bir feminist olarak etrafımda ataerkil davranışlara katlanamıyorum. O bana söylendi ben ona söylendim en son ''ne diyim ki ben sana '' dedi. ''bişey söyleme yeteri kadar saçmaladın çünkü ''dedim. Ertesi gün aradı sakin kafayla düşündüm yine ben haklıyım dedi.En sonunda çenemden bıktı ve pes etti ''tamam karışmıyorum artık ne istiyosan yap '' dedi.:Bak 2 gün boyunca bu otostop mevzusunu tartıştık çocuk bana 2 gün sonra yazın temelli ingiltereye gideceğinden bahsetti.Hemde sanki çok doğalmış gibi.Haliyle bozulduğumu belli ettim ''Elimden gelen bişey değil 1 yıldır belli olan bi durum bu''  dedi. Bişey diyemedim tabi bari önümüzdeki 7 ayı mutlu geçirelim dedim.Ama 5 gün mesaj falan atmayınca bende tribimi atarım ''O gece beni inandır dediğimde kastettiğim şey tamda buydu keşke altından kalkamıycağın şeyler söylemeseydin o zaman herşey daha kolay olurdu '' dedim. Öküzün verdiği cevaba bak ''ben elimden geleni yaptım Ciglipap bana karışamazsın dedin bende karışmıyorum bunu yüzyüze konusalım istersen gelince ''dedi.Bende ''Daha yaratıcı olmanı beklerdim beni şaşırtıyosun '' dedim daha cevap gelmeyince bidaha mesaj atmamaya karar verdim.Sonra yine içip içip alkolünde vermiş olduğu etkiyle ''Özledim desem '' diye mesaj attım.Bekliyorum ki yine bi bahane bulsun beni inandırsın ama o ne dediiii ''hiç''.Bi bok demedi.Ben de ertesi gün buna dertlenip yine içtim sonra dayanamayıp yine mesaj attım ''umrunda olmazmış '' diye.Anlayacağınız böyle bir paradoks oluştu.İçiyorum mesaj atıyorum cevap gelmiyo efkarlanıyorum bi daha içiyorum yine mesaj atıyorum falan filan.Neyse allahtan çok uzun sürmedi bu durum Demet Akalın dinlediğim anda kendi kendime dedim ki Ciglipap dedim kendine gel kızım dedim arkasına bakmadan çekip giden birisi var eminim bu gidişin yarın U dönüşü var dedim o şimdi kaf dağında ve kendinden emin tabi kaderin her zaman son bir gülüşü var dedim.

24 Kasım 2012 Cumartesi

Ankara'da Sensiz Olmak Zor Iki Gözüm


      Uzunca bir aradan sonra nihayet oturabildim bloğun başına.Sizlere başlıktanda anlaşılacağı üzere Ankara'dan sesleniyorum okurlar.Biliyorum biliyorum Istanbul diye 3 yıl ortalarda dolandım ölürüm de Sevdiceğim'den ayrı okumam dedim ama İstanbul'a gitseymişimde sözümü tutamıycakmışım .Sevdiceğim de okulu bırakmış.Büyük ihtimal okuduğu özel üniversitede sınıfta kalınca kestiler bursunu bizimkinde de nerde o okulu ödeyecek para ,bıraktı sanırsam okulu şimdi memleketimizde yeniden sınava hazırlanıyor kendisi.  Ben de Boğaziçi'ni kazanamayınca Hacettepeye geldim.Pişmanda değilim yine olsa yine üste yazarım.Ankara güzel şehir vesselam. Trafiği yok,gürültüsü yok,gece hayatı var,politikanın merkezi daha nolsun.Hava biraz soğuk buralarda ama ona da alışıyor insan  zamanla.Buraya geleli 2 ay oldu ama hayatımda o kadar çok şey değişti ki şu iki ayda,anlatmaya nerden başlıyayım bilemedim bak şimdi.

Sevdiceğim'i en son 1 ay önce memleketimizde gördüm ama o beni görmedi.Arkadaşımla her zamanki mekanımızda oturuyoduk tavlaya kaptırmışız ama iyice bi an 'Vay abi naber ya ' diye bir sesle irkildim kafamı bir kaldırdım ve onun güzel yüzünü gördüm profilden.O arkadaşlarıyla sarıldı sonrada bana kıçını dönüp oturdu.Arkasını dönüp görmedi bile beni bende biraz izledikten sonra çıktım mekandan.Ama bu sefer vurmadım kendimi yollara.Bilmiyorum garip giden bişeyler var şu sıralar.Onu eskisi kadar özlemiyorum mesela.Tamam görünce hala heyecanlanıyorum ama onunda etkisi kısa süreli oluyo. Tabii ki bu artık onu sevmediğim anlamına falan gelmiyor ama artık yeniden aşık olabileceğime inanmaya başladım. Hatta şu sıralar bunun için çok ideal bir adayım var.Ama onun duygularından emin oluncaya kadar kendimi kaptırmamakta kararlıyım. Geçen Ankara'ya geldi bütün hafta sonu birlikteydik.Caddeden geçerken elimi tuttu ,yürürken belime sarıldı bana hayatım balım tatlım dediii ayiiii çok romantiktik. Ama hala ne olduğumuzu bilmiyorum ben. Etrafımızdaki herkes  çıktığımızı sanıyor ama bunu gösteren tek bir işaret bile yok elimde.Neyse geçen benimle yüz yüze konuşmak istediğini söyledi ama bunun için en yakın tarih 9 Aralık bakalım geldiğinde neler olucak...

5 Haziran 2012 Salı

WELCOME TO THE GREATEST SHOW!


Yemin ediyorum forever alone'um.Önceleri sevgilim yok sapım diye ağlanıyodum,sonra sevgilim oldu 'ben aşık olamıyorum ' diye ağlanmaya başladım.Ama cidden olamıyorum.Belki de hala  o öküze aşık olduğum içindir.Suratımda hep bi tatminsizlik var,hiç bir şekilde mutlu olamıyorum ben.Yani ben biliyorum aslında mutluluğun formülünü tabii,ama şu an için pek mümkün gözükmüyor.Geçen facebookuna bir baktım ve o korkunç manzarayla yüzyüze kaldım.Sevdiceğimin şırfıntının biriyle bir ilişkisi varmış.Böyle bi 5 dk mal mal baktım,durumun idrakına varmam uzun sürdü.Tabii sonradan kabullendim.Zaten bu ikinci vakkaydı.Ama yine de koymadı desem yalan olur.Bir sürü intikam yemini ettim.Birgün bütün bunların acısını tek tek çıkartıcam ondan diye.Ki çıkartıcam zaten az kaldı 3 ay sonra yakın takibe alıcam kendisini.İte bak sen ya.Ben ondan başkasına aşık olamıyorum diye sevgilimden ayrılıyorum,o kendine sevgili yapıyor.Adaletin bu mu dünya! ayhh yine arabeske bağlıcam.Bi de benim onu düşünerek dinlediğim şarkıları oda başkasını düşünerek dinlemiyor mu en çok bu koyuyo.Grup 110un bir şarkısı vardı Özledim Seni diye.Ne zaman onu çok özlesem açar ağlardım o şarkıda.Demek o da sevdiceğini özlediğinde açıp dinlermiş o şarkıyı.Belkide aynı şarkılarda,aynı acıları çekiyoruzdur ikimizde.Gebersin it!Hala kızgınım ona ne zaman geçer bilinmez.Ya bu hafta ya önümüzdeki hafta  döner buraya.Bakalım yine neler olucak

SENI ARADIM KADEHLERDEKI DUDAK IZLERINDE

 Evet bir YGS yi daha ÖSYM ye bela okuya okuya atlattık.Şimdi burda sınav muhabbeti yapıp canınızı sıkmak istemiyorum sevgili okurlarım bu yüzden direkt olarak sevdiceğime geçiş yapıcam ve sınavdan yaklaşık 1 hafta önce yaptığımız telefon konuşmasından bahsedicem.Doğum günümde yine biricik arkadaşım caterpie'la içiyorduk.Ama bu sefer aklımda sevdiceğimi aramak gibi bir fikir yoktu inanın.Sağolsun benim düşünceli arkadaşım sırf sevdiceğimle konuşabiliyim diye telefonuna dakika yapmış.Benden daha meraklı gözlerle bana bakıp 'Hadi sevdiceğini arayalım ' dedi.Bende gayet masum duygularla 'Daha yeni aradık ya kızabilir,ygs den bir gün önce ararız 'dedim.Tabi kız dakika yapmış telefonuna hiç aramadan rahat eder mi?Tam arama tuşuna bastı zor aldım elinden telefonu ,kapattım.Sonra bir baktık sevdiceğim arıyor,ama ödemeli.Olsun bu günlari de gördüm ya,gam yemem artık.Neyse dedik madem konuşmak istiyor arayalım bizde.
Aradım Naber dedim.İyidir de sen kimsin? dedi.Dedim, ne çabuk unuttun beni.Yok unutmadım geçende aradın da ben seni merak ediyorum kimsin sen ? diye sordu tekrardan.Ben her zamanki gibi kendimden emin ''Sevdiceğim'in sapığııı '' dedim.Güldü 'bak burda seninle konuşmak isteyen biri var dedi ve telefonu kızın birine verdi.Kız da aklı sıra dalga geçiyor benle 'Sen niye benim sevgilimi arayıp rahatsız ediyorsun 'dedi. Ben de 'Sevgilim derken?' dedim.'evet sevgilim tabii ki öyle değil mi hayatım''falan dedi sevdiceğime.O hödükte arkadan evet canım diye onay veriyor.Dedim ' ne komik şeysin sen ya' . ' sen daha komiksin'dedi kız bana.'Nerden buldun sevgilimin numarasını?' 'inanmazsın ama kendisi verdi' 'İnanırım ya,ama ayrılık sebebisin yani şuan '.'Senin adın neydi?' Napıcaksın sen adımı?'.'Sapıklık yapıcam'.' Sen herkese yaparmısın böyle sapıklık ,sana numarayı versek falan?'.'Yok ya ben sadece Sevdiceğime özel çalışıyorum'.'Bak burda Deniz var bizim onu verelim sana hem çok hoş çocuktur '. 'İstemem ya sevdiceğim var zaten benim '.Sonra deniz aldı telefonu 'Naber?' 'iyidir Deniz senden ' ' iyiyim bende,adın neydi senin?' 'Cig- hasiktir öhömm ,Sevdiceğim'in sapığııı' . 'ooo çocuğun sapığı var be,şu an gözümde bir level daha atladın oğlum ' kısa bir muhabbetten sonra tekrar kız aldı eline telefonu ve saçmalamaya devam etti. 'Senin burcun neydi ya?' 'Koç' 'o zaman doğum günün var yakınlarda ' 'ya siz sevdiceğime versenize telefonu,onunla konuşmak için aradık heralde ' 'Seni istiyor ' diye verdi telefonu tekrar sevdiceğime. 'kimdi o şırfıntı dermişim ama demem kalitemi bozmam yani ' 'ne ? anlamadım hiç bişey' 'boşver,kimdi o kız?' 'sevgilim ' 'tabi,isim ver bana' 'tanımazsın boşver' 'o kadar emin olma, bir çok şey biliyorum hakkında' 'wow iddalı laf ' ' e biraz,eee napıyorsun ?' 'takılıyorum öyle kendi kendime ' 'Kendi kendine niye takılıyosun ,gel benimle takıl ' 'kimsin ki sen,adını bile söylemiyorsun' 'söylersem ne değişicek ki' 'amacın sapıklık yapıp merak ettirmek mi? ' 'olaya niye sırf birine sapıklık yapmaktan zevk alıyormuşum gibi bakıyorsun ki,bakış açını değiştirirsen bazı şeyleri daha kolay anlayabilirsin' 'Yaa ne istiyosun ki benden ,kendi halinde sıradan bir adamım ben ' 'Sana demiştim dimi,benim olmazsan taciz ederim diye:D' 'evet demiştin,o zamandan beri de arayarak taciz ediyorsun zaten ' 'Çok mu rahatsız oldun ' 'anlamadım ki ben senin derdini GÜZELİM hem benim sevgilim var ' 'hı hı tabii'  'niye benim sevgilim olamaz mı ?' 'bilmem,şu dünyada sana aşık olucak benden başka salak yoktur heralde ' 'sen niye oldun?' 'bi bilsem,inan seni gördüğümden beri bu soruyu soruyorum kendi kendime' 'bok mu vardı beni seçtin'  'bilmem,ama ben yaptığım hiç bişeyden pişman değilim ' 'biz taksimdeyiz yakındaysan gelsene ' 'gelemem şimdi işim var ' 'istanbulda yaşamıyorsun dimi ' 'Hayır ' 'peki ..... lisesinde mi okuyorsun?' 'Bak bunu söyleyemem işte ' 'ben seni öyle kabul ediyorum ,peki 93 lümüsün ' 'hayır' 'emin misin ' 'Evet ' 'neyse birazdan numaranı yollayıp kim olduğuna bakıcam zaten ' 'iyi nasıl istersen ' burdan sonra arkadaşlarına bişeyler mırıldandı sonra bana döndü 'neyse ya kapatayım ben kafamda güzel zaten' 'benim de ne tesadüf' 'kapatıyorum ben o zaman bye bye ' 'bye bye ' dedim ve kapattı.Ama yaklaşık 12 13 dk konuştuk o akşam.Hayatımda onunla yaptığım en uzun konuşma buydu.ve bana ilk defa bi sevgi sözcüğü kullandı belki de 'güzelim'. Hemde aitlik eki -im le  birlikte. :D bundan sonraki konuşmamızı 2 ay sonra falan düşünüyorum ama belli de olmaz.Gerçi şu sıralar ciddi bir ilişkiye adım atıyor gibiyim ama gel gör ki kimse bir Sevdiceğim olamıyor gözümde.Bakalım ilerleyen bölümlerde nolucak.

DENIZLER ASTIM GELIYORUM BILIRSIN DERDIM SENINLE

Şaka maka YGS ye 15 gün kaldı lan.Başlarda pek sallamıyordum ama şuan yumurta-göt olayının en canlı örneklerindenim sanırım.Aslında yine bir panik strest durumu söz konusu değil fakat bari son günlerde çalışıyım taze bilgilerim yanıma kar kalır gibisinden salakça bir düşünceye kapıldım ve piyasada ne kadar kitap varsa topladım çalışmaya koyuldum.Bakalım bunlar beni bir Boğaziçi bir Koç öğrencisi yapabilecek mi.Aslında sınavdan önce beni en çok gaza getirecek şey sevdiceğimle konuşmak olucak sanırım.Sonuçta sınavı kazanmak benim için sorun değil önemli olan istanbul'a onun yanına gidebilmem.Biraz da bu yüzden endişeleniyorum sanırım.Çünkü kalkıp Cambridge'e de gitsem okumak için,aklım İstanbulda olucak.Tamam Cambridge biraz uçuk oldu onu Ankara'yla değiştirelim.Yani tek yol istanbulda iyi bir üniversiteyi kazanmak benim için.Ne diyodum hah sevdiceğimi arayacağım bir  gece önceden.Söyleyeceklerimi şimdiden hazırladım bak:
  Ben:Naber?
  Sevdiceğim:İyidir ya senden?
  B:Yarın sana ulaşmak için önümdeki engellerden bir tanesini daha kaldırıyorum aşkitooom
  S:He?
  B:Sana seneye yanındayım demiştim,umarım sizin civarda boş daire vardır.Ya da boşver bence aynı evde ka...
  -Dııt dıt dıt dııııt
 
Evet telefonu yüzüme kapatabilir böyle bir ihtimal var ama kapatmayadabilir hatta başarılar falan da dileyebilir sağı solu belli olmuyor şu günlerde.Geçen Caterpie'ylayız yine.Bir yere oturduk sakin sakin biralarımızı yudumluyorduk.Tabii 3.biraya geldikten sonra bizim kafalar yine gitmeye başladı.Caterpie'ın da telefonunda beleş dakikaları varmış.Tabii bizimki daha önce bütün sevdiceklerine kızıp numaralarını sildiğinden dolayı sarhoş olunca arayacak kimsesi yok.Döndü bana:Hadi seninkini arayalım dedi.İşte benim en zayıf noktam.Bana biraz gazı ver Boğazköprüsüne ''...... Benimle evlen!'' diye pankart asarım e kafamda güzel baştan bir yok mok dedim ama sonradan bir baktım senaryo yazıyorum.Sonuçta benimde sapık olarak bir prestijim var öyle sarhoşken arayıp ağlanmayı sevmiyorum ben telefondan.Senaryo şu:Caterpie konuşucak.Sevdiceğim telefonu açtığı gibi:
''Bana bunu nasıl yaparsın ya,o kız bana geldi ağza alınmıycak hakaretler etti senin umrunda değil,hani beni seviyordun ,genç kızlık duygularımla oynadın'' diye yardıracak ve sevdiceğimin açıklama bile yapmasına izin vermeden sürekli konuşacaktı.Neyse aradık.Baştan herşey plana uygun gidiyordu.Tabii Caterpie'ın kahkahalarını hesaba katamadık.Kız gülmekten konuşamadı ki.Sonrada kapattık.Noldu,ne dedi?diye sordum.Baştan bir şaşırmış.Ne?falan demiş.Sonradan kahkahalarla gülmeye başlamış.Dedim ''Al telefonu tekrar ara yüzüme nasıl kapatırsın diye söylenmeye devam et''.Caterpie dediklerimi aynen yaptı.Tabii muhabbetten kahkahalar hiç eksik olmuyor bu arada.bir ara ben aldım telefonu sesini duymak için tam da o esnada ''Benimde canım sıkılıyordu,iyi oldu''gibisinden birşeyler sayıklıyordu.neyse Caterpie devam etti konuşmaya.Yine gülmeye başlayıp kapattı telefonu.Akabinde özet geçti bana,bizimki yüzüme kapattın deyince sevdiceğim yine kahkahayı koparıp ''Bravo ya oscarlık performans  altınportakal falan alayını toplarsın sen bunla'' demiş.Ha bir de ''O değilde bayadır aramıyordun sen nerden aklına geldim?''demiş bebişim yaaa.O da özlemiş beni belli.Tabi ben bunu duyunca dayanamadım bir de ben arayayım dedim.Açtı tekrar alo diye o karizmatik sesiyle.''Nerden aklıma geldiğini mi merak ettin?Aslında beleş dakikalar vardı onları değerlendirelim dedik ha tabii bir de senin o karizmatik sesini duymak için''dedim sevdiceğim konuşmaya başladı ama sağolsun caterpie aradan ''O dazlak kafana rağmen karizmatik olan sesiniiiiii''diye bağardığı için onu susturmaya çalışırken sevdiceğimin dediklerinden bir cacık anlamadım.Sonra bir baktım yüzüme kapatmış.Sonra caterpie ''dur bi daha arayalım''diyerek telefonu elimden kaptı.Bende pek itiraz etmedim 3 defa aramışız 4.ye arasak nolurdu ki.
Caterpie:Son dediğini anlayamadık biz?
Sevdiceğim:Karnım aç benim ya yemek yicem
C:Karnın mı aç?!
S:Evet karnım aç dışarı çıkıyorum hadi bye bye

Sanırım sevdiceğimin kafa da o ara güzeldi.Bye bye falan acayip şaşırttı beni.Neyse işte en son konuşmamız bu oldu bir sonraki de büyük ihtimal 31 mart gecesi olucak.Ayrıntılarını bir sonraki yazımda anlatırım.

BIR KERE DAHA YANDIMAMA CANIM GORDUGUME SEVINDIM

Yaklaşık 6 ay falan olmuştu onun yüzünü görmeyeli,o gece karşılaştığımızda.Sadece 10 15 saniye görebildim yüzünü,ama sanırım bu bana bi 6 ay daha yetebilirdi.Öyle özlemiştim ki gözlerine bakmayı.Şimdi herşeyi başından anlatmaya başlıyorum.Yıllığa fotoğraf çekinmek için o akşam Viglitafla buluşup kuaföre gittik.Saçımızı başımızı yaptırıp bir güzel süslendik.Gerçi o süsde pek bi boka yaramadı çünkü fotoğrafçıda öyle amele pozlar verdim ki milletin o fotoğrafta saçlarıma bakmaya vakit bulamadan sayfayı çevirmeleri hem onların hemde yıllığa bakan ailelerinin ruh sağlığı açısından büyük önem teşkil ediyordu.Neyse fotoğraftaki ameleliğimin tam aksine gerçekte baya hoş olmuştum.Fotoğrafçıdan çıktıktan sonra bir şeyler içmek için caddenin aşağısına doğru yürümeye başladık.Daha yolu yarılamadan Viglitaf ''O cafe çok aşağıda kalıyo bea buralarda bi yer bulalım''deyip beni 180 derece çevirdi ve geldiğimiz yolları geri yürümeye başladık.Yaklaşık bir 10 dk sonra bir baktım karşıdan O geliyo.Baştan pek emin olamadım sakallarını falan kesmişti,yaklaştıkça Sevdiceğim olduğundan emin olmaya başladım.Sonra arkadan ağır ağır Ilhan Şeşen'in ''Gördüğüme sevindim '' adlı o güzide eseri çalmaya başladı.Tabii beynimde.Akabinde de ''Viglitaf,viglitaaf,Viglitaf!''diye yanımdaki viglitafı dirseğimle dürtüklemeye başladım istemsizce.Bu esnada Sevdiceğim de bana bakıyordu.Sonra Viglitaf ''he?''diye kafasını kaldırır kaldırmaz ''Oha''diye beklenen tepkisini verdi.Bizimki de bu esnada Viglitafa bakıyor olucak ki suratında gülmemek için kendini zor tutuyormuşçasına bir ifade belirdi.Yanımdan böylece geçtiii gitti.Tabi bende üzerimdeki şoku atlatır atlatmaz peşine takıldım ama Sevdiceğim hemen gözden kayboldu.Bunun üstüne viglitafın o dahiyane fikirlerinden biri geldi yine aklına.''Ara yine ankesörlü telefondan''dedi.Amaç?''Senin olduğunu anlasın,ama tam emin olamasın,aklında bir belki kalsın yine de''.Kısacası beni yine gaza getirdi.Zaten şu dünyada en çok onun gazına gelmişimdir heralde.Ona da eğlence çıkıyo işte manayla.O an akıl edemiyorsun ki mk çocuğun aklında soru işareti falan kalmazki ben onu aradığımda direk emin olur.Neyse aradım 3 kere alo dedi sonra kapattı.Sonra yine yollara koyulduk.Şu onun habire takıldığı cafeye gitmeye karar verdik.Tam mekanın kapısına geldik baktım bu daha sokağa yeni girmiş arkadan geliyor.Dedim bizi görmeden atalım kendimizi içeri.Biz girdik içeri girmesine de beyefendi girmedi.Bir baktım aşağı doğru kopturuyor.Bende arkasından öylece bakakaldım.Bu olaydan yaklaşık 1 ay kadar sonra arkadaşım caterpie'a  ingilizce çalıştırmak için buluştuk.Bizimkinin de o gün morali bozukmuş.Eski sevgilisini kızın biriyle görmüş.Ben bu kafayla ders falan çalışamam bişeyler içelim deyip beni o sokağa soktu.Tam aynı cafenin önünden geçiyorduk ki balkondan 2 çocuk bizi kesiyordu.Ben de Caterpie'a dönüp aynen şu cümleleri söyledim ''Bak yukardaki çocuklar bizi kesiyo,hadi gidip onlarla çıkalım''.Hemen ardından da aklıma sevdiceğim geldi malumunuz ''Ama yok burda Sevdiceğim ile çok fazla anımız var ona ihanet edemem '' dedim ve dememle birlikte Onun yanımdan geçmesi bir oldu.Hani ayarlasam tutturamam zamanı.Mal gibi niye bağırarak telafuz ediyosam çocuğun adını sokağın ortasında.Hani kıvırma payım falanda yok ,o aslında sen değilsin başka biri diye çünkü eminim şu dünya üzerinde o isme sahip olan tek insan odur.Öyle uniqe bi ismi var yani.Artık şizofren olduğuma emin olmuştur heralde o da.Önümde öylece yürümeye başladı bir baktım kulağını deldirmiş.Bir de ne yakışmış küpe.Ama aynı şeyi saçları için söyleyemeyeceğim.Son karşılaştığımızda saçlarını kazıtmıştı.Kime özendi bilmem ki.Ama her kime özendiyse kıyısından köşesinden alakası yok.Arkadaşlarım bu halini gördükten sonra hala onun adını sayıklamama şaşırır oldular.E haklılar bir yerde.Ama yapıcak bir şey yok.Gittikçe Recep İvedik'e benziyor olsa da ben ona baktığımda aşık olduğum o 12.sınıf öğrencisi gitaristi görüyorum.Ve bu hiçbir koşulda değişmicek sanırım.Neyse çok duygu yüklü bir yazı oldu bu fazla uzatmaya gerek yok onu bu haliyle kimse almaz O da sonunda bana kalır nihahaha:D

13 Ekim 2011 Perşembe

Sorry,I Love You

     Kaç gündür iki gözüm iki çeşme ağlıyorum.Hani bir derdim falan olduğundan değil ha,bildiğin psikopatlık benim ki.Habire Halil Sezai dinleyesim geliyor,kafam dumaaan falan.Önceleri izleyip ağladığım aşk filmlerinin dozunu arttırıp diziye geçiş yaptım mesela.Hemde en acıklısıyla 'Im sorry i love you' diye bir Kore dizisi.16 bölümlük bir şey ama başka hiç bir ülkenin dizilerinde bulamayacağınız bir aşk barındırıyor içinde.Aslında Türk dizilerine benziyor bir kaç yönden ama içinde gereksiz entrikalar yok bunun.16 bölüm gözyaşı var.Ortada yanıcağınız bir durum yoksa oturup bu iki aşığın haline yanabilirsiniz mesela.Bende finali bugün yaptım hala ağlamaklıyım.Millet reklamlarda gördüğü şeylere özenir ne biliyim magazin programlarındaki ünlülerin yaşantılarına falan bende gider aşk filmlerindeki çiftlere özenirim.Ama sadece özenmekle yetinirim çünkü ömrüm billah arasam öyle bir aşk bulamam.Ha bugünkü yazının mesajı ne derseniz bende size bi siktirin gidin hangi yazının mesajı oldu ki bunun olsun derim.O yüzden hiç mesaj aramakla kasmayın gidin bu diziyi izleyin sonra onların ki aşksa sizinki ne diye bir tartışın içinizde en olmadı bir kaç kelime Korece öğrenirsiniz yanınıza kar kalır. 

9 Ekim 2011 Pazar

Just Fuck It

     Ah şu ağzımı tutmayı bi becerebilsem herşey hallolucak Duygularımı niye içimde saklayamıyorum ki ben,birine aşık olduğumuda tüm okul öğrenmese olmaz.Geçen yazıda bahsettiğim bi çocuk vardı hani,heh işte ben o çocuktan geçen yıldan beri hoşlanıyordum. Ağzımı yine tutamadım,aslında pekde önemsemediğim için o zamanlar çocuğun yakın arkadaşlarından birine söylemiş bulundum.Ne biliyim ben gidip hemen yetiştiriceğini.Sonra iş ciddiye bindi ben bildiğin vuruldum bu çocuğa.Yazın sadece facebooktan konuştuk bi kaç kere.Bi de okulda çocuk bana bi kaç kere gülümseyince ben hemen 'tamam ya o da benden hoşlanıyor'etiketini yapıştırdım malumunuz.Ama gelin görün ki kazın ayağı öyle değilmiş.Bunu da yine aynı kişiden öğrendim.'Abi seviyosan git konuş' saçmalığına kısmen uydum bende.Kısmen diyorum çünkü direk gidip konuşamam ben.Şuana kadar sadece 2 kişiye seni seviyorum dedim.Birinde 10 yaşındaydım yani ordaki seni seviyorumu büyük ihtimal seninle ip atlamayı top oynamayı beslenme çantamı paylaşmayı seviyorum anlamında kullanmışımdır.İkincisi de 2 yıl önceydi ve birincisinden daha saçma nedenlere dayandığı kesin.Ha bi de ikincisini çok gereksiz birine söylemişim bunu da yeni anlıyorum.Yani sütten ağzım yanmış bunda da aynı şeyleri yaşayamam dedim.En azından kıvırma payım olur çocuk kötü bişey söylerse ''ben öyle demedim yeaa o yanlış anlamış,ben sadece hoş çocuk dedim'' diyebilrim tabi bebe ne kadarını yutarsa.Neyse arkadaşına dedim böyle böyle.Tamam ''ben ağzını ararım senin adını vermeden'' dedi.Ertesi gün geldi yanıma konuştun mu dedim.Konuşmuş.Bak bana dediklerini aynen yazıyorum buraya:
A:Bi kız var,senden hoşlanıyomuş
B:Abi bu yıl olmaz ya,malum sınav falan var,hocalarda çok sıkıyo,bu arada kız kim?
A:Biliyosun zaten Ciglipap
B:Dediğim gibi zaman ayıramam bu yıl,seneye belki

Şimdi diyalogdaki hangi saçmalıktan başlıyayım.Ben ağzını ararım diyen arkadaşımın direk adımı vermesinden mi,boş olduğu her dakika bahçede basketbol oynayan bebenin sınav bahanesinin arkasına sığınıp beni 1 yıl bekletebiliceğine inanmasından mı?

Anlıycağınız yine sapım.Ama bu o kadar koymadı yani siktir çekmeyi öğrendim artık canımı sıkan herşeye herkese.

27 Eylül 2011 Salı

Lise bir manavsa üniversite bir haldir!

    Demiş zamanında diyen kişi.Aslında bu bize sınav yılında söylenen 'son yıl aşık mı olunurmış,şimdi tut,sınavdan sonra bol bol olursun' geyiğinden pek de farklı değil.Hani üniversite hal olsa nolur sen enginarken,yine bi alıcın çıkmaz.Benimki de o hesap.Eee çoğu gitti azı kaldı.Nasıl biter bu 4 yıl diye başladığım lise hayatımın son yılına girmiş bulunmaktayım.Aslında üzülüyorum yani henüz kendimi alıştıramadım okuldan ayrılma fikrine.Hele okuldaki ilk yılımı düşündükçe daha da zorlaşıyo herşeyi ardımda bırakıp gitmek.Sahiplenme duygusu çok kötü bişey ya.Bağlanmamak gerekiyo aslında hiçkimseye,hiçbirşeye.Ama huyumuz kurusun biz insanlar engel olamıyoruz hep bişeyleri sahiplenmeye.Bende kendi kendime dedim ciglipap madem ayrılıcaksın doya doya yaşa şu lise hayatını da öyle git.Sonra da dedim lan nasıl yaşıycam ki etrafıımdaki herkes otomatiğe bağlanmış gibi soru çözüyo.Hani benim yaptığım mı garip onların ki mi diye sorarsanız bana,onlarınki.Bu kadar da abartılmaz ki.Öğrencilik hayatım boyunca hiç inek olmadım olmam da.Arada sırada açarım test kitabımı ,şöyle bi bakarım sorulara,kolay gelenleri çözerim çözemediklerimi siktir ederim devam ederim yoluma.Matematiğe kafam pek basmıyo şimdi ne yalan söyliyeyim ama illa bastırıcam diye de gece gündüz test çözmenin bi alemi yok.Neyse dediğim gibi liseden ayrılıcağım için buruğum biraz.Okulun her hangi bi köşesinden geçerken gözümde hep o noktaya ait anılar falan canlanıyo,özelliklede ismi lazım olmayan kişiyle alakalı anılar.Ona kızgınım falan ama yinede lise hayatımın en güzel senesiydi o sene.Ardından geçen her sene okul biraz daha sıkıcı hale geldi.Bu yılı saymıyorum zaten yaşamıyoruz gibi bişey.En çok yanıcağım noktalardan biri de şu liseden 1 allahın kuluyla çıkamadan ayrılıcam.Sap geldiiiim,sap gidicem.Tam bu yıl olucak galiba birinden hoşlanıyorum dedim,o da sorunlu çıktı.Sanalda konuşurken herşey güzel,espriler,muhabbetler falan okullar açıldı çocuk yüzüme bakmıyo mk.Hani utangaç falan desen bu kadar da olmaz ki kardeşim.En azından bi günaydın de.Geçen kantinde göz göze geldik dedim gülümseyeyim bari,bana bi gülümseyişi var allah seni inandırsın hani uzun zamandır görşmediğin muhabbetinin olmadığı ilkokul arkadaşınla dışarda karşılaşırsında mecburen gülümseyip geçmek zorunda kalırsın,al işte o gülümsemenin aynısı yemin ediyorum sana.O gülümsemeyi gördükten sonra etmediğim küfür kalmadı,hem kendime hem ona.Cool falan olmaya mı çalışıyo bi anlasam.Neyse işte bu iş bu yılda olmıycak bende mezuniyet balosuna sap gidicem gibime geliyor.He bide o balo mevzusu var ona da daha sonra dokunurum artık.Bu günlük bu kadar yeter,sağlıcakla kalın efenim.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Love,can I be loved?

    Ben bu gerçek aşkı bulma işini biraz abarttım sanırım.Etrafımdaki her erkeğe potansiyel hayatımın aşkı gözüyle bakmaya başladım.Tabi bunda izlediğim filmlerinde etkisi bir hayli büyük.Alışveriş yaptıktan sonra kasada beklerken bana sırasını veren bebe için saniyesinde bir sürü senaryo yazıyorum.Şimdi elimdekiler dökülse birlikte eğilsekde toplasak,o esnada gözlerimiz buluşsa kalpler falan uçuşsa gibi.Geçen de kuzenlerle sinemaya gitmişiz.Kapıdan girer girmez ilerki masadaki çocuklar hep birlikte dönüp bize baktılar.Şaşırdım.Neyse döndük arkamızı biletlerimizi aldık,salona gitmek için yanlarından geçmek zorundayız.Bir baktım yine bakıyolar.Hani o kadar alımlıda değilim kot,t-shirt var üstümde.Oraya giden hatunların yanında baya sıradan kalıyorum yani.neyse o esnada masadan bi tanesi kalktı.Biletinizi alayım dedi.O an benim jeton düştü.Çocuklar orda çalışıyorlarmış.Verdik biletleri takip ettik.Tam yerimize geldik oturduk,benim kuzen tutturdu hadi kalk yiyecek bişiler al diye.Film başlamadan kalktım,popcornla içecek bişeyler almaya gittim.4 cola 2 de mısırı tek başıma taşıyamayacağımı anlamamla birlikte cebimden telefonumu çıkarıp kuzeni aramaya karar verdim.Kontörümde yok ödemeli aramaya çalışıyorum bide.Benim zorlandığımı gören çalışanlardan biri yanıma geldi ''Yardım edeyim isterseniz'' dedi.Ben bi iki saniye bebenin yüzüne bakıp senaryomu yazmaya başladım bile.''Çok iyi olur aslında'' dedim suratıma en sevimli gülümsememi yerleştirip.Elimdekilerin yarısını o aldı ve salona giden uzun koridora girdik.Ben yine senaryomu yazmaya devam ettim.Tam ağzımı açıp bişeyler söylmek aklıma gelmiştiki bi baktım bizim salona varmışız.Biz içeri girdik.Kuzen de anlam veremiyo kim ki bu diye mal mal bakıyo yüzüme.Çocuk elindekileri verdi bende nazikçe teşekkür ettim.Sonra döndü gitti.Film başladı ve tahmin edin türü ne? evet yine romantik komedi,en sevdiğimden.Film boyunca kendimi kızın yerine sinemacımı da çocuğun yerine koyup hayallere daldım.Film arasında kuzen beni su almaya gönderdi bende hiç itiraz etmeden yine yola koyuldum.Suyu alırken etrafıma akındım ama göremedim onu.Yine uzun koridora daldım.Bi baktım ilerde bi salonun kapısıyla uğraşıyo.Beni gördü,bende utandım kafamı öne eğip bakmamaya çalıştım.yanına yaklaştığımda bi an bakıyomu acaba deyip kafamı kaldırdığımda bana sevimli sevimli gülümseyip göz kırptııııı.Ayiiiii.Bende gülümsedim geçtim yanından.Kafama sıçayım ya.Utanıcak zamanı buldum.Başka zaman öküz gibi keserim beğendiğim bebeleri.Şansıma bak ki bu sefer bebe de beni kesti ama ben bakamadım.Filmin ikinci yarısı boyunca kendime küfrettim.Filmden çıkınca yine etrafıma bakındım ama bulamadım onu.Üstünde yaka kartı falanda yoktu ki ismine bakayım.Şimdi bekle ki bayram gelsin memlekete gidelim bende sinemaya gideyim de o bebeyi bulayım.Eğer bi romantik komedinin içinde olsaydık onunla biyerde tekrar karşılaşırdım.Ama dediğim gibi hayatın romantik filmlerdeki gibi olmadığını öğrendim ben artık.Neyse artık önümüzdeki maçlara bakıcaz.Maç dedim de milli takımın Sırplara yenilip turnuvaya veda etmeside beni ziyadesiyle üzdü şu sıralar.Tamam herkesin hatası var da onlara da bu kadar yüklenmek pek doğru gelmiyor bana.Çünkü ellerinden geleni yaptıklarnı biliyorum.Olimpiyatlara katılamasakta 2013 de özlediğimiz milli takımı görüceğimize eminim ben.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Evet yine ben

    Şimdi içinizden,tükürdüğünü yalamak bu olsa gerek diye düşünenler vardır,biliyorum.Evet ne yalan söyleyeyim ben de baya bi düşündüm yazmaya devam etsem mi diye.Ama yazarak rahatladığımı fark ettim.Yok onunla karşılaşmadık.Anlatmayı özlemişim sadece.Eee şimdi ne anlatıcaksın derseniz inanın bende bilmiyorum.Öylece anlatmaya koyuldum.Sanırım ilk önce kendime yeni bi sevdicek bulmalıyım.Eskisinden hayır gelmiycek çünkü bana.Gerçi bu konuda üstüme yoktur.Şıp sevdi falan değilim ama aşksız duramıyorum ben.Ve en önemlisi nerde imkansız aşk,orda ben.Tipsiz falan olduğumdan değil sanırım şu ana kadar karşılık alamamış olmam.Tamam dünya güzeli sayılmam ama yok ya tipsiz de değilim.Ne diyodum,hah aşk arayışı içerisindeyim.Aslında hoşlandığım biri var ama aşk değil bu biliyorum.Ben ilk görüşte aşka inananlardanım.Onu ilk gördüğünde böyle gözlerinde şimşekler falan çaktıysa ve suratında şapşal bi gülümseme varsa tamamdır.Ama bu sefer böyle olmadı.Bi de hayatta sadece bir kez aşık olur insan diyenler var.Henüz sadece bi kere aşık olduğumdan bu tezin doğruluğu hakkında pek yorum yapamıycam.Sadece doğru olmadığına inanmak istiyorum.Eğer doğruysa sıçtım.Artık ömrüm boyunca bedevi gibi aşkı arar dururum da hakkımı tükkettiğim için bulamam.Yazık olur yani gençliğime.Geçen arkadaşlarla iftara gidicektik.Ben biraz erken varmışım buluşma yerine.Şakır şakır da yağmur yağıyo.Neyse ki şemsiyem var.İzlediğim onca romantik komediden sonra 'Şimdi şemsiyesi olmayan yakışıklı bi bebe gelse,yağmurdan ıslanırken ben ona 'burda ikimize yeticek kadar yer var 'desem de şemsiyemin altına alsam yağmur dinene kadar beklesek' diye hayallere daldım da yanıma gelip dikilen tek insan makyajının akmasından korkan kokoş bi teyze oldu.Bi kere daha anladım ki hayat filmlerdeki gibi değilmiş.Yani kısa kesmek gerekirse yazmaya devam.Bu blog onun için açılmış olabilir ama bu ondan başka kimseyi anlatamıycağım anlamına gelmez.Geçmişe mazi yani.Bu arada beni tekrar yazmam için gaza getiren PucCa 'ya da sevgiler..

6 Ağustos 2011 Cumartesi

   Kızgınım ona.Kızgından çok kırgınım aslında.Belki de yıkığım biraz,hayal kırıklığına uğramış.Bunu bana ilk kez yapmıyo.Ama sonuncu olması için dua ediyorum  ben artık.Bu sefer büyük konuşup ''Bitti'' demiycem.Ne zaman böyle beylik laflar etsem onun adını sayıklarken buluyorum çünkü kendimi.Oluruna bırakmayı öğrenmenin zamanı geldi gibi duruyo.Bu zamana kadar şansımı hep zorladım ben.Sadece karşıma geçip iki çift laf etmesini istedim.O bunu bile yapamadı.Ben onu sayfalarca bıkmadan anlatabiliyoken,o iki satır cevap bile yazmadı bana.Peki niye uğraşıyorum?Bugün bi kere daha sordum bu soruyu kendime.Niye kaderime razı olup,beni sevmedi,sevmiycek deyip çekilemiyorum bi kenara.Kabullenmek en kolayı gibi gözüksede bazen,en zor olanı aslında.Dedim ya ben hayal dünyamda oynadığım bu oyundan mutluydum ta ki gerçek hayatla yüzleşmek zorunda kalıncaya kadar.Sevmiyodu işte,ne diye zorluyodum ki.Değermiydi?Değmezmiş deyip daha da arabeskleştiremiycem güzelim blogumu.Bu blogu onun için açtım.Hevesle yaşadığım herkes için sıradan ama benim için önemli anları anlatmak için.Artık o hevesim kalmadı.Geri geliceğini de sanmıyorum kolay kolay.Ha bi gün olurda karşılaşırsak biyerlerde,gelir anlatırım.İşte o zamana kadar  elveda blog,elveda sevdiceğim...

28 Temmuz 2011 Perşembe

Ne güzel güldün kantinde banaa

    Ahh ah hayat ne güzeldi o zamanlar...Onu yeni yeni tanıdığım zamanlardan bahsediyorum,yani oda beni seviyo sandığım ve platonik olduğumu henüz kabullenemediğim zamanlar.Harbi ne güzel günlerdi.Ben mal mal onu keseken onunda gözü arada bana kaysa (ki göz kayması değil,çocuk bildiğin bu kız niye mal mal bana bakıyo diye bana bakıyomuş) ben hemen tamam o da bana aşık etiketini yapıştırıverirdim.Kendi hayal dünyamda oynadığım oyundan mutluydum o zamanlar.Kim tahmin ederdi 3 yıl sürüceğini.Ama arkadaşlarım beni uyardı,'Saçmalama Ciglipap çocuğun seni kestiği falan yok,sende öküz gibi bakma' dediler.Ama yook ben eminim ya onun beni sevdiğinden illa sonuna kadar gidicem.Gittim de noldu?Elimde ne var?Bi bok.Bu kadar ileri gitmeseydim en azından  Facebook'ta da olsa arkadaş olurduk.Evet orda da değiliz.Beni kabul etmedi.Hemde sadece bi kere değil tam 3 kere kabul etmedi.Yani bi yerde beni fake hesap açmaya mecbur etti.
   Yine bi gün kantinde oturuyoruz arkadaşımla.Ondan da hep arkadaşım diye bahsetmek olmuyo,takma bi isim bulmalı.Hah buldum Viglitaf olsun.İşte bi gün Viglitaf'la oturuyoruz kantinde.Sevdiceğim girdi kapıdan.Bende hemen ayaklandım.Viglitaf a dedim çabuk para çık bende bişiler almalıyım.Sağolsun oda elinde avcunda ne varsa verdi bana.Bende doğruca tezgaha yöneldim.Sevdiceğim o esnada soğuk dolabın başında duruyodu aramızda baya mesafe vardı.Sonra baktım sevdiceğim götün götün geldi benm yanımda durduu.Ben heyecan yaptım tabi baya.Okul kantini malumunuz sıkış tepiş olduğu için sevdiceğimle dipdibeyiz,kolu koluma değiyo,benim kalp de dakikada 500 falan atıyo heralde.Arkamı döndüm hemen Viglitaf a göstericem ya bak yanıma geldi diye.Bi baktım Viglitaf masaya vura vura gülüyo.İşin garibi masada ondan başka insanda yok.Millet de garip garip ona bakıyo niye gülüyo bu kız diye.Neyse baktım Viglitaf beni sallamıyo döndüm tekrar önüme.Bi baktım sevdiceğim alıcağnı almış gitmiş bile.Bende alelacele 2 poğça aldım döndüm masaya.Ben ''Gördün mü Viglitaf yanıma geldiiii'' diye ayiiii lerken aklıma ''Sen niye gülüyodun''diye sormak geldi.Meğer ben Viglitaf dan parayı isterken görmüş heralde bu beni.Ben poğaça almaya gittiğimde bana bakmış ''hay allah''der gibisinden gülmüş sonrada yanıma gelmiiiiş.Yani birazcık rezil olsamda onun için kalktığımı anlamış gülümsemiş bana.Bizim Viglitaf da çocuğun suratındaki ifadeyi görünce kopmuş tabii.
   İşte buda o yıl ki sıradan ama eğlenceli günlrimizden biriydi.Ben ona rezil olmaya alışmıştım oda benim rezilliklerime.Keşke geri dönüp tekrar yaşayabilsem...

8 Temmuz 2011 Cuma

Kelebekler,Köstebekler Ben Beklemem

Uzunca bi süredir yazamıyorum bloga,şehirdışındaydım.Tamamen şehirden kopuk bi ortamda doğayla,otla,kelebeklerle,köstbeklerle iç içeydim.Ve anladım ki ben bu ortama ait değilim.Gördüğüm her böcekte,sinekte basıyorum çığlığı,mübarek seri katille karşı karşıyayım sanki.Muhatemel o çığlıktan sonra zavallı hayvancağızlar benden daha çok korkuyolardır.Neyse sıkıcı geçen 1 haftanın ardından evime döndüm,bilgisayarımın başına oturdum siz değerli takipçilerimi daha fazla bekletmeden yazımı yazmaya koyuldum.Bu yazımda da size doğal olarak, kelebeklerin ekolojik dengedeki yerini anlatıcağım.Şaka lan şaka sevdiceğimi anlatıcam tabi yine ne bekliyodunuz ki.Size daha önce sevdiceğimin gitarist olduğunu söylemiştim.İki yıl önce okulun orkestrasındaydı kendisi lead gitar olarak.Liseler arası müzik yarışmasına katılıcaktı okul orkestrası.Haliyle gidip desteklemek gerekiyodu.Finali geçtim,önelemeye bile gitmiştik,o derece destekliyoduk yani okul grubunu.Çarşamba günüydü önelemeler,orkestrada keman çalan arkadaşım bana önelemelerin Açıkhavada olucağını söylemişti.Haliyle bizde saat 2 3 civarı Açık havada olduk.İçerde kalabalık bi öğrenci topluluğu vardı.Herkes bi yerlere koşuşturuyodu.O kalabalıkta bende tanıdık birilerini bulmaya çalışıyodum.Neyse geçtik oturduk biyere.Bi baktım sahne boş.Ne amfi var,ne bateri var.Dımdızlak.Arkadaşıma döndüm ''yahu bateri nerde,amfi niye yok?''.Bunu dememle önde oturan çocuk arkasını döndü bana garip garip baktı.Tabi anlam veremedim.Sonra yanımdaki arkadaşım orkestradan birine mesaj attı nerdesiniz diye.Cevap kısa ve netti'...Kültür merkezinde'
Ben bunu duyunca 'yanlış yerdeymişiiz'dedim.Öndeki çocuk deminki bakıştan daha alaycı bi ifadeyle yine çevirdi kafasını arkaya.Bildiğin rezil olduk.Dedim bizimkilere 'kalkın gidiyoz'.Kaldırdım onları attık hemen kendimizi dışarı.İyi de ....Kültür merkezi nerdeydi?yarışmanın başlamasına az kalmıştı ve biz daha nerde olduğunu bile bilmiyoduk.Neyse yine aynı arkadaşa mesaj atarak yerin tam konumunu öğenemesekte hangi semtte olduğunu öğrendik.Yoldan geçen bi kadına en kısa sürede oraya nasıl gidebiliceğimizi sorduk oda sağolsun bizi metroya kadar götürdü.Metrodan indik,yine aval aval bakınıyoruz nerde olduğunu bulmak için.Yine yoldan geçen bi amcaya sorduk.Adam bize 3 4 sokak ilerde kırmızı boyalı bi bina dedi.Neyse yine yola koyulduk tam kültür merkezine benzer biyer görür gibi oldum ama baktım kırmızı değil beyaz.Biraz daha yaklaştık binaya.Harbi orasıymış.Bizim amca ya yıllar önce bina kırmızıyken gelmiş, yada renk körü diye düşünerek daldım içeri.Nihayet tanıdık bi kaç yüz bulabildik.Geçtik içeri oturduk bizimkiler daha çıkmamıştı.Sevdiceğim az ilerde grubun bassistiyle oturuyodu.Sonradan bassist arkadaşımın bana söylediğine göre beni gördüğünde verdiği tepki 'bu kız da gittiğim heryerde karşıma çıkıyo belalım mı oldu ne' olmuş.Ben beyefendi için o kadar yol yürüyeyim,ta nerelere geliyim onu izlemeye onun benim için dediğine bak.Neyse öğrenince sinirlendim ama elemeye gitmişiz finale gitmemek olmaz diye düşündüm ve 3 gün sonraki finale de gittim.Evet içinizden yüzsüz olduğumu düşünenler vardır,ama öyle bi durumdaydım ki karşı koyamıyodum.Finaller ayrı bi olaydı.Bizimkiler sahneye bi çıktı saat 9,sevdiceğimde güneş gözlükleri.Arkadan millet kim bu artist ya kendini satriani falan sanıyo gibi lakırtılar duydum.cevap bile vermedim zatn sevdiceğim çalmaya başlayınca sesleri kesildi.Bide 3 5 kız sevdiceğim adına tezahürat yapmaya başlamazlar mı?Sonra arkadaşım bana dönüp'seninkindeki artisliğe bak ciglipap'demez mii dibimizdede sevdiceğimin yakın arkadaşları oturuyo olmaz mı,duymuşlardır büyük ihtimal.Bizimkiler fighter'ı çalmaya başladı,vokalde sevdiceğimin eski sevgilisi ,hani şu ben bakmıyım diye sevdiceğimin önüne sandalye çeken.Kız bi söyledi bi baktım tezahürat yapıyorum.Sonra dedim napıyorum lan ben.Gece sonunda bizim grup hakettiği ödülleri almış.Almış diyorum çünkü ben sonuna kadar kalamadım.O yıldan sonra,her yıl gitmeye devam ettim ama hiçbiri o kadar zevkli olmadı.Hele son yarışma tam bi hüsranla sonuçlandı benim için.Onu da başka bi gün anlatırım bu günlük bu kadar yeter.


Dipnot:Başlıktaki espri bir arkadaşıma itafen yapılmıtır,normalde yapmam böyle şeyler,hadi eyvallah.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Alo Askım Susmaa

Bildiğiniz üzere Salim'in çok sevdiğim bir şarkısının nakarat sözleri bunlar.Aynı zamanda sevdiceğimin bana ,bizzat gözlerimin içine bakarak söylediği şarkılardan biridir.Tamam pek romantik olmayabilir,ben de biliyorum ama içinde 'Aşkım' geçiyo.Telefon sapıklığı yaptığım dönemlerde arayıp dinletmeyi de düşündüm de sonradan anlar diye vazgezgeçtim.Aslında o kadar şey yapmışım çekinmemişim,bunu niye yapamamışım anlamadım.Belki ilerde yaparım dicemde nerde yapıcam,çocuk özel numarayı görünce meşgulü basıyo direk.Bunu da yeni huy edindi.Önceden açardı muhabbet bile ederdi.Ne zaman ki sapık ,yani bendeniz,durumu ciddiye bindi,o zamandan ber açmıyo özelleri.Bende çareler tükenmez tabi,ankesörlü telefon diye bişi var sonuçta.Bide bizim şehrin alan kodu çıktığı için,açıyo telefonu.Kısa bi hal hatır muhabbetinin ardından 'Çıkartamadım ya sen kimdin?'sorusu geliyo.İşte o zaman anlıyosun ki muhabbetin sonu yakın.'nasıl hatırlamazsın,ben,çılgın aşık'diyorum ardından küt telefon yüzüme kapanıyo.Bi aralar numarası değişmişti,bende uzunca bi süre benim yüzümden dğiştirdi sanmıştım ama sonradan öğrendim ki telefonunu denize düşürmüş,sonra da gitmiş yeni hat almış.Tabi yeni numarayı bulmam 2 haftamı falan aldı.O esnada da napsam ne etsem diye düşünürken,yine aklıma dahiyane fikirlerimden biri geldi.Oturdum bilgisayarın başın,açtım facebooku,üye ol dedim ......'in Sapığı adında bi hesap oluşturdum.Profil fotoğrafına da rezil bi resmini koydum.Bildiğin fotoğraf albümü var zaten çocuğun bende.Eskilerden,pek ortalarda olmayan bi fotosunu koyayım ki sıradan bi sapık olduğumu sanmasın,ayağını denk alsın dedim.Ardından 'Aşkitooom,nerelerdesin,telefonun niye kapalı,çok merak ettim seni'diye mesaj gönderdim.Cevap mevap yok tabii,baktım engellemiş.Ardından bi kaç arkadaşı ekledi.Vayy dedim herkese anlatmış beni,demek ki baya etkileyebilmişim onu.Amerika da okuyan bi arkadaşı bile ekledi.Oralara kadar yürümüş gitmiş namım.Çocukla muhabbet bile ettik facebooktan.Döktüm içimi rahatladım valla.Sonunda bi baktım neredeyse kanka olmuşuz çocukla.Benden hesabı dondurmamı istedi kibarca.Bunu tehtidler savurarak yapsaydı kapatmazdım ama çocuk benle gayet nazik konuşunca peki dedim kendine iyi bak o zaman belki biyerlerde karşılaşırız dedim kapattım hesabı.Zaten her platoniğin olduğu gibi benimde sevdiceğimle konuştuğum fake bi hesabım vardı.Yeni numarasını da ordan istemiştim.Abazan.Müstahak ama ona.Önüne gelene verirse numarasını böyle olur işte.Şimdi benim numaram onda Ezgi diye kayıtlı olduğu için,numaramı gizlemeden arayamıyorum artık.Aslında ararım da çocuk Ezginin de ben olduğumu öğrenince iyice paranoyak olucak.Yazık hiç çaktırmıyım ben en iyisi.Ama gizliden de açmıyo ki.Sonunda itiraf edicem o olucak.'Aslında Ezgi diye biri yok,o aslında telefon sapığı,telefon sapığıda aslında benim,yani ortada benden başka kız yok sana yavşıyan 'dicen bütün havası yerle bir olcak.hayatıma biraz atraksiyon katmaya karar verirsem yaparım bunu ilerde bilrsiniz,deliyim gözü kara deliyimm.

19 Haziran 2011 Pazar

Birlikte olamayacaksak tanrı neden karsılasmamızı istedi?

Tesadüf mü dersiniz buna yoksa kader mi bilmiyorum.Ama ben ne zaman onu çok özlesem,görmek için tanrıya yalvarsam biyerlerde karşıma çıkıyo.He erdin mi derseniz,yok henüz o kadar olmadım.Sadece görmemin daha imkanlı olduğu zamanlarda yapıyorum bunu.Yani tutupta çocuğun istanbulda olduğunu bile bile 'allam nolur göriyim,şu köşeeyi dönünce çıksın karşıma'demek pek akıl karı gibi durmuyo.Yani tanrı beni severde,mucize göstericek kadar da değildir diye düşünüyorum.Ama görmem için az da olsa bir umut varsa affetmiyorum.Birden dikiliveriyorum karşısına,o da feleğini şaşırıyo.Bugün onun uğradığı cafelerden birinin önünden geçerken kafamı kaldırıp terasa baktım.Geçen seferkinde kafamı kaldırdığımda onu bulmuştum ama bu sefer o değildi elinde sigara aşağıya bakan.Ama en yakın arkadaşıydı.Gördüğümü çaktırmamak için hemen eğdim kafamı aşağı.Gerçi ben bu durumlarda pek yetenekli değilim büyük ihtimal çocuk anlamıştır gördüğümü ve o esnada 'Eyvah yine yakalandık,birazdan biter burnumuzun dibinde'diye düşünüyorda olabilir.Sonra hemen basit bi bağlantı kurdum kafamda;eğer müstakbel kaynım burdaysaa,sevdiceğimde pek uzaklarda olamazdı.Neyse bunu düşüne düşüne,bi işimi halletmek için dersaneye uğradım.Dersaneden çıktıktan sonra,arkadaşımla o cafeye gitmeye karar verdik.Ama arkadaşı sokağa inmişti bu sefer.Sanki sokakta birinin gelmesini beklyo gibi bir hali vardı.Yanımızdan geçip aşağı doğru devam ederken,bende arkamı dönüp bir baktım,sevdiceğim.Neyse tokalaştılar falan sonra aşağı doğru devam ettiler.Bu çocuk hep önüme taş kouyuyo zaten.Bi kere benm lehime bi icraatta bulunduğunu görmedim.Geçen de,geçen dediğim oldu 2 3 ay,takip ediyorum sevdiceğimi,aslında tam takip etmekde değil,ben arkadaşımla yürüyodum,arkadaşım arkasını döndü o esnada 'aha arkadalar' dedi.Bi süre onlar arkada biz önde yürüdük öylece.Sonra arkadaşımın aklına dahiyane bir fikir geldi.Yavaşladık öne geçmelerini bekledik.Öne geçtikten sonra yol ayrımına geldiler.Benim sevdiceğim ,benmde tahmin ettiğim yoldan gitmek isterken,bu arkadaşı tuttu bunun kolundan diğer yola çekti.Takip ediyoruz ya bende atladım direk peşlerine o yoldan gidelim diye,ama allahtan benimde en az müstakbel kaynım kadar kurnaz bir arkadaşım vardı.Tuttu beni hayır diğer yoldan gidicez dedi.Biraz sonra benimkinin haklı olduğunu anladım.100 metre kadar yürüdükten sonra baktım alt yolu bizim yola bağlayan sokaktan tekrar yolumuza çıktılar.Ama yine arkamızdalardı ,bu sefer takip eden değil,takip edilendik.Onlardan önce varmıştık gidicekleri cafeye.Aslında oraya gidiceklerini tahmin etmek çokda güç değildi.Yazında,bütün gün orda malak gibi yatarlardı zaten.Bugünde yptıkları aynen buydu.Ben onların aşağı devam ettiklerini gördükten sonra geçtim yine cafenin terasına oturdum.20 dkka kadar sonra yine geldiler.Arkadaki bi masaya oturdular,pardon malak gibi yayıldılar.Bende zaten kıçım onlara dönük oturduğumdan,bi cacık göremiyodum.Habire arkadaşıma 'bakıyo mu?' demekten sıkıldım desem yalan olur sıkılmadım da ,o her defasında ona bakıp,'hayır ' demekten sıkıldı gibi oldu hafiften.Gerçi bi defa bakmış.Bi ara ben yan masaya tavla istemeye gitmiştim.Neyse tavlayı aldım geldim oturdum masaya.Yine aynı soruyu sordum'baktı mı?'.Cevap bu sefer daha bi iç açıcıydı.'tavlayı alıp gelene kadar hep sana baktı'.Yehaaa işte beklediğim cevap buydu.Peki o zaman niye daha sık bakmamıştı.Başka zaman ökz gibi bakardı.Cevap Teoman'ın yeni albündeki şarkılardan birinde gizliydi 'bana öyle bakma,anlıycaklar:'Evet evet.İşte bana rahat rahat bakamamasının sebebi buydu.Acaba yanımdaki arkadaşımla aramda duygusal bir bağ mı var sanmışidi.Öyleyse teomanın şarkısı ve arkadaşımı sevdiceğim sanması herşeyi açıklıyordu.Ayy kıskandı tabii bebişim.Bana trip atıyorda olabilir tabi.Yani bana bakamamasının ardında yatan neden illa bunlardan biri size en uygun olanını da siz seçin artık.Hadi kaçtım.

17 Haziran 2011 Cuma

bir ben var benden iceri benden öte benden ziyade

Kişilik bölünmesi denen şeyi yaşıyor olabilir miyim acaba şu sıralar.Sanki içimde başka biri var ve o kadar baskın ki habire onun dediği oluyor.Ben diyorum hadi çıkıp bişiler yapalım.O diyor otur oturduğun yerde uğraşamam şimdi hazırlanmayla falan.Ben diyorum şu filmi izliyim bugün,o diyo yok bunun 2.si daha iyi.Birincisiydi ,yok ikincisiydi derken ,üçüncü ben çıkıyor ortaya ve bırakın bunları da yeni film girmiş vizyona onu izlemeye gidelim diyor.Sonra kendimi iç seslerimle kavga ederken buluyorum.Bildiğin manyadım yani.Ve sonuç,kazanan hep iç ses oluyor.Bugün arkadaşlarla dışarı çıktık.Uzun zamandır göremediğim sevdiceğimle karşılaştık.Yani karşılaştık dediysem cafelerin birinde oturuyordu arkadaşlarıyla.Önümde iki seçenek vardı orda oturmak ya da hiç bişey olmamış gibi yoluma devam edip oturmak için başka bi yer bulmak.Ben sevdiceğimi görünce dedim direk 'tamam,buraya oturuyoruz.'.Hobaa ordan çıktı iç ses 'Hayır,yapma bunu.Tam ondan kurtulmaya çalışırken bi kere daha yenik düşme ona.'Neyse kısa bi tartışmadan sonra ben kazandım ve geçtim oturdum bi masaya.Ama iç ses susmuyo mubarek.'İyi halt ettin,bu kadar güçsüzsün sen işte,ona bu kadar karşı koyabiliyosun anca'.İç sesimle yaptığım bi tartışmanın ardından kazanan yine  o oldu ve kaldırdım bizimkileri masadan,'yürüyün garson gelmeden tüyelim'.onlar da bi anlam veremediler tabii duruma.Bilmiyolardı ki o sırada ne fırtınalar kopuyordu benim içmde.Sevdiceğimi bırakmıştım orda ve onu hiç görmemişim gibi davranmak zorundaydım.Ordan biraz daha aşağıda başka bir cafeye oturduk.Ben de o esnada kendime bunu nasıl yapabildiğimi sorup duruyodum.Aslında bu ona ikinci defa karşı koyuşumdu.Geçen bir arkadaşım mesaj attı aynı yerde onu gördüğünü söyledi.Ve ben naptım?Kalkıp uçar adımlarla ona gitmem gerekirken,işim var şimdi,gelemem dedim.İşim falan yoktu aslında,bunu bende bal gibi biliyodum.Sadece kendime bahaneler üretiyordum gitmemek için.Şimdi burda bi çelişki yok mu diyceksiniz.Hem sevdiceğim diyosun,uğruna şarkılar,türküler yapıyosun,sonra da onu görünce basıp gidiyosun.Aslında yok.Kalkıp gittim daha doğrusu kaçtım çünkü onu seviyorum.Ve buna bir dur demezsem herşey daha kötü olucak.Ben buna devam ettikçe,o rahatsız olucak,sonra söylenicek ben bunu duyucam daha kötü olucam yani olay dönüp dolaşıp beni üzücek.Ha sen böyle yapınca ondan kurtulucak mısın derseniz bilmiyorum.Ne kadar işe yarar,nereye kadar tutabilirim kendimi, ne zaman vazgeçer oturup ağlanmaya devam ederim,mechul.O zamana kadar devam ettirmeliyim bu durumu.

Edit:Az önce iç sesimle yine kavga ederken buldum kendimi.Ben akşam yemeği yemek isterken,o bana 'İnek gibi oldun,boşanda semerini ye'diye diretiyodu.ama bu sefer ben kazandım ve inek gibi yedim.Mutluyum.