22 Ağustos 2011 Pazartesi
Evet yine ben
Şimdi içinizden,tükürdüğünü yalamak bu olsa gerek diye düşünenler vardır,biliyorum.Evet ne yalan söyleyeyim ben de baya bi düşündüm yazmaya devam etsem mi diye.Ama yazarak rahatladığımı fark ettim.Yok onunla karşılaşmadık.Anlatmayı özlemişim sadece.Eee şimdi ne anlatıcaksın derseniz inanın bende bilmiyorum.Öylece anlatmaya koyuldum.Sanırım ilk önce kendime yeni bi sevdicek bulmalıyım.Eskisinden hayır gelmiycek çünkü bana.Gerçi bu konuda üstüme yoktur.Şıp sevdi falan değilim ama aşksız duramıyorum ben.Ve en önemlisi nerde imkansız aşk,orda ben.Tipsiz falan olduğumdan değil sanırım şu ana kadar karşılık alamamış olmam.Tamam dünya güzeli sayılmam ama yok ya tipsiz de değilim.Ne diyodum,hah aşk arayışı içerisindeyim.Aslında hoşlandığım biri var ama aşk değil bu biliyorum.Ben ilk görüşte aşka inananlardanım.Onu ilk gördüğünde böyle gözlerinde şimşekler falan çaktıysa ve suratında şapşal bi gülümseme varsa tamamdır.Ama bu sefer böyle olmadı.Bi de hayatta sadece bir kez aşık olur insan diyenler var.Henüz sadece bi kere aşık olduğumdan bu tezin doğruluğu hakkında pek yorum yapamıycam.Sadece doğru olmadığına inanmak istiyorum.Eğer doğruysa sıçtım.Artık ömrüm boyunca bedevi gibi aşkı arar dururum da hakkımı tükkettiğim için bulamam.Yazık olur yani gençliğime.Geçen arkadaşlarla iftara gidicektik.Ben biraz erken varmışım buluşma yerine.Şakır şakır da yağmur yağıyo.Neyse ki şemsiyem var.İzlediğim onca romantik komediden sonra 'Şimdi şemsiyesi olmayan yakışıklı bi bebe gelse,yağmurdan ıslanırken ben ona 'burda ikimize yeticek kadar yer var 'desem de şemsiyemin altına alsam yağmur dinene kadar beklesek' diye hayallere daldım da yanıma gelip dikilen tek insan makyajının akmasından korkan kokoş bi teyze oldu.Bi kere daha anladım ki hayat filmlerdeki gibi değilmiş.Yani kısa kesmek gerekirse yazmaya devam.Bu blog onun için açılmış olabilir ama bu ondan başka kimseyi anlatamıycağım anlamına gelmez.Geçmişe mazi yani.Bu arada beni tekrar yazmam için gaza getiren PucCa 'ya da sevgiler..
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Kızgınım ona.Kızgından çok kırgınım aslında.Belki de yıkığım biraz,hayal kırıklığına uğramış.Bunu bana ilk kez yapmıyo.Ama sonuncu olması için dua ediyorum ben artık.Bu sefer büyük konuşup ''Bitti'' demiycem.Ne zaman böyle beylik laflar etsem onun adını sayıklarken buluyorum çünkü kendimi.Oluruna bırakmayı öğrenmenin zamanı geldi gibi duruyo.Bu zamana kadar şansımı hep zorladım ben.Sadece karşıma geçip iki çift laf etmesini istedim.O bunu bile yapamadı.Ben onu sayfalarca bıkmadan anlatabiliyoken,o iki satır cevap bile yazmadı bana.Peki niye uğraşıyorum?Bugün bi kere daha sordum bu soruyu kendime.Niye kaderime razı olup,beni sevmedi,sevmiycek deyip çekilemiyorum bi kenara.Kabullenmek en kolayı gibi gözüksede bazen,en zor olanı aslında.Dedim ya ben hayal dünyamda oynadığım bu oyundan mutluydum ta ki gerçek hayatla yüzleşmek zorunda kalıncaya kadar.Sevmiyodu işte,ne diye zorluyodum ki.Değermiydi?Değmezmiş deyip daha da arabeskleştiremiycem güzelim blogumu.Bu blogu onun için açtım.Hevesle yaşadığım herkes için sıradan ama benim için önemli anları anlatmak için.Artık o hevesim kalmadı.Geri geliceğini de sanmıyorum kolay kolay.Ha bi gün olurda karşılaşırsak biyerlerde,gelir anlatırım.İşte o zamana kadar elveda blog,elveda sevdiceğim...
28 Temmuz 2011 Perşembe
Ne güzel güldün kantinde banaa
Ahh ah hayat ne güzeldi o zamanlar...Onu yeni yeni tanıdığım zamanlardan bahsediyorum,yani oda beni seviyo sandığım ve platonik olduğumu henüz kabullenemediğim zamanlar.Harbi ne güzel günlerdi.Ben mal mal onu keseken onunda gözü arada bana kaysa (ki göz kayması değil,çocuk bildiğin bu kız niye mal mal bana bakıyo diye bana bakıyomuş) ben hemen tamam o da bana aşık etiketini yapıştırıverirdim.Kendi hayal dünyamda oynadığım oyundan mutluydum o zamanlar.Kim tahmin ederdi 3 yıl sürüceğini.Ama arkadaşlarım beni uyardı,'Saçmalama Ciglipap çocuğun seni kestiği falan yok,sende öküz gibi bakma' dediler.Ama yook ben eminim ya onun beni sevdiğinden illa sonuna kadar gidicem.Gittim de noldu?Elimde ne var?Bi bok.Bu kadar ileri gitmeseydim en azından Facebook'ta da olsa arkadaş olurduk.Evet orda da değiliz.Beni kabul etmedi.Hemde sadece bi kere değil tam 3 kere kabul etmedi.Yani bi yerde beni fake hesap açmaya mecbur etti.
Yine bi gün kantinde oturuyoruz arkadaşımla.Ondan da hep arkadaşım diye bahsetmek olmuyo,takma bi isim bulmalı.Hah buldum Viglitaf olsun.İşte bi gün Viglitaf'la oturuyoruz kantinde.Sevdiceğim girdi kapıdan.Bende hemen ayaklandım.Viglitaf a dedim çabuk para çık bende bişiler almalıyım.Sağolsun oda elinde avcunda ne varsa verdi bana.Bende doğruca tezgaha yöneldim.Sevdiceğim o esnada soğuk dolabın başında duruyodu aramızda baya mesafe vardı.Sonra baktım sevdiceğim götün götün geldi benm yanımda durduu.Ben heyecan yaptım tabi baya.Okul kantini malumunuz sıkış tepiş olduğu için sevdiceğimle dipdibeyiz,kolu koluma değiyo,benim kalp de dakikada 500 falan atıyo heralde.Arkamı döndüm hemen Viglitaf a göstericem ya bak yanıma geldi diye.Bi baktım Viglitaf masaya vura vura gülüyo.İşin garibi masada ondan başka insanda yok.Millet de garip garip ona bakıyo niye gülüyo bu kız diye.Neyse baktım Viglitaf beni sallamıyo döndüm tekrar önüme.Bi baktım sevdiceğim alıcağnı almış gitmiş bile.Bende alelacele 2 poğça aldım döndüm masaya.Ben ''Gördün mü Viglitaf yanıma geldiiii'' diye ayiiii lerken aklıma ''Sen niye gülüyodun''diye sormak geldi.Meğer ben Viglitaf dan parayı isterken görmüş heralde bu beni.Ben poğaça almaya gittiğimde bana bakmış ''hay allah''der gibisinden gülmüş sonrada yanıma gelmiiiiş.Yani birazcık rezil olsamda onun için kalktığımı anlamış gülümsemiş bana.Bizim Viglitaf da çocuğun suratındaki ifadeyi görünce kopmuş tabii.
İşte buda o yıl ki sıradan ama eğlenceli günlrimizden biriydi.Ben ona rezil olmaya alışmıştım oda benim rezilliklerime.Keşke geri dönüp tekrar yaşayabilsem...
Yine bi gün kantinde oturuyoruz arkadaşımla.Ondan da hep arkadaşım diye bahsetmek olmuyo,takma bi isim bulmalı.Hah buldum Viglitaf olsun.İşte bi gün Viglitaf'la oturuyoruz kantinde.Sevdiceğim girdi kapıdan.Bende hemen ayaklandım.Viglitaf a dedim çabuk para çık bende bişiler almalıyım.Sağolsun oda elinde avcunda ne varsa verdi bana.Bende doğruca tezgaha yöneldim.Sevdiceğim o esnada soğuk dolabın başında duruyodu aramızda baya mesafe vardı.Sonra baktım sevdiceğim götün götün geldi benm yanımda durduu.Ben heyecan yaptım tabi baya.Okul kantini malumunuz sıkış tepiş olduğu için sevdiceğimle dipdibeyiz,kolu koluma değiyo,benim kalp de dakikada 500 falan atıyo heralde.Arkamı döndüm hemen Viglitaf a göstericem ya bak yanıma geldi diye.Bi baktım Viglitaf masaya vura vura gülüyo.İşin garibi masada ondan başka insanda yok.Millet de garip garip ona bakıyo niye gülüyo bu kız diye.Neyse baktım Viglitaf beni sallamıyo döndüm tekrar önüme.Bi baktım sevdiceğim alıcağnı almış gitmiş bile.Bende alelacele 2 poğça aldım döndüm masaya.Ben ''Gördün mü Viglitaf yanıma geldiiii'' diye ayiiii lerken aklıma ''Sen niye gülüyodun''diye sormak geldi.Meğer ben Viglitaf dan parayı isterken görmüş heralde bu beni.Ben poğaça almaya gittiğimde bana bakmış ''hay allah''der gibisinden gülmüş sonrada yanıma gelmiiiiş.Yani birazcık rezil olsamda onun için kalktığımı anlamış gülümsemiş bana.Bizim Viglitaf da çocuğun suratındaki ifadeyi görünce kopmuş tabii.
İşte buda o yıl ki sıradan ama eğlenceli günlrimizden biriydi.Ben ona rezil olmaya alışmıştım oda benim rezilliklerime.Keşke geri dönüp tekrar yaşayabilsem...
8 Temmuz 2011 Cuma
Kelebekler,Köstebekler Ben Beklemem
Uzunca bi süredir yazamıyorum bloga,şehirdışındaydım.Tamamen şehirden kopuk bi ortamda doğayla,otla,kelebeklerle,köstbeklerle iç içeydim.Ve anladım ki ben bu ortama ait değilim.Gördüğüm her böcekte,sinekte basıyorum çığlığı,mübarek seri katille karşı karşıyayım sanki.Muhatemel o çığlıktan sonra zavallı hayvancağızlar benden daha çok korkuyolardır.Neyse sıkıcı geçen 1 haftanın ardından evime döndüm,bilgisayarımın başına oturdum siz değerli takipçilerimi daha fazla bekletmeden yazımı yazmaya koyuldum.Bu yazımda da size doğal olarak, kelebeklerin ekolojik dengedeki yerini anlatıcağım.Şaka lan şaka sevdiceğimi anlatıcam tabi yine ne bekliyodunuz ki.Size daha önce sevdiceğimin gitarist olduğunu söylemiştim.İki yıl önce okulun orkestrasındaydı kendisi lead gitar olarak.Liseler arası müzik yarışmasına katılıcaktı okul orkestrası.Haliyle gidip desteklemek gerekiyodu.Finali geçtim,önelemeye bile gitmiştik,o derece destekliyoduk yani okul grubunu.Çarşamba günüydü önelemeler,orkestrada keman çalan arkadaşım bana önelemelerin Açıkhavada olucağını söylemişti.Haliyle bizde saat 2 3 civarı Açık havada olduk.İçerde kalabalık bi öğrenci topluluğu vardı.Herkes bi yerlere koşuşturuyodu.O kalabalıkta bende tanıdık birilerini bulmaya çalışıyodum.Neyse geçtik oturduk biyere.Bi baktım sahne boş.Ne amfi var,ne bateri var.Dımdızlak.Arkadaşıma döndüm ''yahu bateri nerde,amfi niye yok?''.Bunu dememle önde oturan çocuk arkasını döndü bana garip garip baktı.Tabi anlam veremedim.Sonra yanımdaki arkadaşım orkestradan birine mesaj attı nerdesiniz diye.Cevap kısa ve netti'...Kültür merkezinde'
Ben bunu duyunca 'yanlış yerdeymişiiz'dedim.Öndeki çocuk deminki bakıştan daha alaycı bi ifadeyle yine çevirdi kafasını arkaya.Bildiğin rezil olduk.Dedim bizimkilere 'kalkın gidiyoz'.Kaldırdım onları attık hemen kendimizi dışarı.İyi de ....Kültür merkezi nerdeydi?yarışmanın başlamasına az kalmıştı ve biz daha nerde olduğunu bile bilmiyoduk.Neyse yine aynı arkadaşa mesaj atarak yerin tam konumunu öğenemesekte hangi semtte olduğunu öğrendik.Yoldan geçen bi kadına en kısa sürede oraya nasıl gidebiliceğimizi sorduk oda sağolsun bizi metroya kadar götürdü.Metrodan indik,yine aval aval bakınıyoruz nerde olduğunu bulmak için.Yine yoldan geçen bi amcaya sorduk.Adam bize 3 4 sokak ilerde kırmızı boyalı bi bina dedi.Neyse yine yola koyulduk tam kültür merkezine benzer biyer görür gibi oldum ama baktım kırmızı değil beyaz.Biraz daha yaklaştık binaya.Harbi orasıymış.Bizim amca ya yıllar önce bina kırmızıyken gelmiş, yada renk körü diye düşünerek daldım içeri.Nihayet tanıdık bi kaç yüz bulabildik.Geçtik içeri oturduk bizimkiler daha çıkmamıştı.Sevdiceğim az ilerde grubun bassistiyle oturuyodu.Sonradan bassist arkadaşımın bana söylediğine göre beni gördüğünde verdiği tepki 'bu kız da gittiğim heryerde karşıma çıkıyo belalım mı oldu ne' olmuş.Ben beyefendi için o kadar yol yürüyeyim,ta nerelere geliyim onu izlemeye onun benim için dediğine bak.Neyse öğrenince sinirlendim ama elemeye gitmişiz finale gitmemek olmaz diye düşündüm ve 3 gün sonraki finale de gittim.Evet içinizden yüzsüz olduğumu düşünenler vardır,ama öyle bi durumdaydım ki karşı koyamıyodum.Finaller ayrı bi olaydı.Bizimkiler sahneye bi çıktı saat 9,sevdiceğimde güneş gözlükleri.Arkadan millet kim bu artist ya kendini satriani falan sanıyo gibi lakırtılar duydum.cevap bile vermedim zatn sevdiceğim çalmaya başlayınca sesleri kesildi.Bide 3 5 kız sevdiceğim adına tezahürat yapmaya başlamazlar mı?Sonra arkadaşım bana dönüp'seninkindeki artisliğe bak ciglipap'demez mii dibimizdede sevdiceğimin yakın arkadaşları oturuyo olmaz mı,duymuşlardır büyük ihtimal.Bizimkiler fighter'ı çalmaya başladı,vokalde sevdiceğimin eski sevgilisi ,hani şu ben bakmıyım diye sevdiceğimin önüne sandalye çeken.Kız bi söyledi bi baktım tezahürat yapıyorum.Sonra dedim napıyorum lan ben.Gece sonunda bizim grup hakettiği ödülleri almış.Almış diyorum çünkü ben sonuna kadar kalamadım.O yıldan sonra,her yıl gitmeye devam ettim ama hiçbiri o kadar zevkli olmadı.Hele son yarışma tam bi hüsranla sonuçlandı benim için.Onu da başka bi gün anlatırım bu günlük bu kadar yeter.
Dipnot:Başlıktaki espri bir arkadaşıma itafen yapılmıtır,normalde yapmam böyle şeyler,hadi eyvallah.
Ben bunu duyunca 'yanlış yerdeymişiiz'dedim.Öndeki çocuk deminki bakıştan daha alaycı bi ifadeyle yine çevirdi kafasını arkaya.Bildiğin rezil olduk.Dedim bizimkilere 'kalkın gidiyoz'.Kaldırdım onları attık hemen kendimizi dışarı.İyi de ....Kültür merkezi nerdeydi?yarışmanın başlamasına az kalmıştı ve biz daha nerde olduğunu bile bilmiyoduk.Neyse yine aynı arkadaşa mesaj atarak yerin tam konumunu öğenemesekte hangi semtte olduğunu öğrendik.Yoldan geçen bi kadına en kısa sürede oraya nasıl gidebiliceğimizi sorduk oda sağolsun bizi metroya kadar götürdü.Metrodan indik,yine aval aval bakınıyoruz nerde olduğunu bulmak için.Yine yoldan geçen bi amcaya sorduk.Adam bize 3 4 sokak ilerde kırmızı boyalı bi bina dedi.Neyse yine yola koyulduk tam kültür merkezine benzer biyer görür gibi oldum ama baktım kırmızı değil beyaz.Biraz daha yaklaştık binaya.Harbi orasıymış.Bizim amca ya yıllar önce bina kırmızıyken gelmiş, yada renk körü diye düşünerek daldım içeri.Nihayet tanıdık bi kaç yüz bulabildik.Geçtik içeri oturduk bizimkiler daha çıkmamıştı.Sevdiceğim az ilerde grubun bassistiyle oturuyodu.Sonradan bassist arkadaşımın bana söylediğine göre beni gördüğünde verdiği tepki 'bu kız da gittiğim heryerde karşıma çıkıyo belalım mı oldu ne' olmuş.Ben beyefendi için o kadar yol yürüyeyim,ta nerelere geliyim onu izlemeye onun benim için dediğine bak.Neyse öğrenince sinirlendim ama elemeye gitmişiz finale gitmemek olmaz diye düşündüm ve 3 gün sonraki finale de gittim.Evet içinizden yüzsüz olduğumu düşünenler vardır,ama öyle bi durumdaydım ki karşı koyamıyodum.Finaller ayrı bi olaydı.Bizimkiler sahneye bi çıktı saat 9,sevdiceğimde güneş gözlükleri.Arkadan millet kim bu artist ya kendini satriani falan sanıyo gibi lakırtılar duydum.cevap bile vermedim zatn sevdiceğim çalmaya başlayınca sesleri kesildi.Bide 3 5 kız sevdiceğim adına tezahürat yapmaya başlamazlar mı?Sonra arkadaşım bana dönüp'seninkindeki artisliğe bak ciglipap'demez mii dibimizdede sevdiceğimin yakın arkadaşları oturuyo olmaz mı,duymuşlardır büyük ihtimal.Bizimkiler fighter'ı çalmaya başladı,vokalde sevdiceğimin eski sevgilisi ,hani şu ben bakmıyım diye sevdiceğimin önüne sandalye çeken.Kız bi söyledi bi baktım tezahürat yapıyorum.Sonra dedim napıyorum lan ben.Gece sonunda bizim grup hakettiği ödülleri almış.Almış diyorum çünkü ben sonuna kadar kalamadım.O yıldan sonra,her yıl gitmeye devam ettim ama hiçbiri o kadar zevkli olmadı.Hele son yarışma tam bi hüsranla sonuçlandı benim için.Onu da başka bi gün anlatırım bu günlük bu kadar yeter.
Dipnot:Başlıktaki espri bir arkadaşıma itafen yapılmıtır,normalde yapmam böyle şeyler,hadi eyvallah.
22 Haziran 2011 Çarşamba
Alo Askım Susmaa
Bildiğiniz üzere Salim'in çok sevdiğim bir şarkısının nakarat sözleri bunlar.Aynı zamanda sevdiceğimin bana ,bizzat gözlerimin içine bakarak söylediği şarkılardan biridir.Tamam pek romantik olmayabilir,ben de biliyorum ama içinde 'Aşkım' geçiyo.Telefon sapıklığı yaptığım dönemlerde arayıp dinletmeyi de düşündüm de sonradan anlar diye vazgezgeçtim.Aslında o kadar şey yapmışım çekinmemişim,bunu niye yapamamışım anlamadım.Belki ilerde yaparım dicemde nerde yapıcam,çocuk özel numarayı görünce meşgulü basıyo direk.Bunu da yeni huy edindi.Önceden açardı muhabbet bile ederdi.Ne zaman ki sapık ,yani bendeniz,durumu ciddiye bindi,o zamandan ber açmıyo özelleri.Bende çareler tükenmez tabi,ankesörlü telefon diye bişi var sonuçta.Bide bizim şehrin alan kodu çıktığı için,açıyo telefonu.Kısa bi hal hatır muhabbetinin ardından 'Çıkartamadım ya sen kimdin?'sorusu geliyo.İşte o zaman anlıyosun ki muhabbetin sonu yakın.'nasıl hatırlamazsın,ben,çılgın aşık'diyorum ardından küt telefon yüzüme kapanıyo.Bi aralar numarası değişmişti,bende uzunca bi süre benim yüzümden dğiştirdi sanmıştım ama sonradan öğrendim ki telefonunu denize düşürmüş,sonra da gitmiş yeni hat almış.Tabi yeni numarayı bulmam 2 haftamı falan aldı.O esnada da napsam ne etsem diye düşünürken,yine aklıma dahiyane fikirlerimden biri geldi.Oturdum bilgisayarın başın,açtım facebooku,üye ol dedim ......'in Sapığı adında bi hesap oluşturdum.Profil fotoğrafına da rezil bi resmini koydum.Bildiğin fotoğraf albümü var zaten çocuğun bende.Eskilerden,pek ortalarda olmayan bi fotosunu koyayım ki sıradan bi sapık olduğumu sanmasın,ayağını denk alsın dedim.Ardından 'Aşkitooom,nerelerdesin,telefonun niye kapalı,çok merak ettim seni'diye mesaj gönderdim.Cevap mevap yok tabii,baktım engellemiş.Ardından bi kaç arkadaşı ekledi.Vayy dedim herkese anlatmış beni,demek ki baya etkileyebilmişim onu.Amerika da okuyan bi arkadaşı bile ekledi.Oralara kadar yürümüş gitmiş namım.Çocukla muhabbet bile ettik facebooktan.Döktüm içimi rahatladım valla.Sonunda bi baktım neredeyse kanka olmuşuz çocukla.Benden hesabı dondurmamı istedi kibarca.Bunu tehtidler savurarak yapsaydı kapatmazdım ama çocuk benle gayet nazik konuşunca peki dedim kendine iyi bak o zaman belki biyerlerde karşılaşırız dedim kapattım hesabı.Zaten her platoniğin olduğu gibi benimde sevdiceğimle konuştuğum fake bi hesabım vardı.Yeni numarasını da ordan istemiştim.Abazan.Müstahak ama ona.Önüne gelene verirse numarasını böyle olur işte.Şimdi benim numaram onda Ezgi diye kayıtlı olduğu için,numaramı gizlemeden arayamıyorum artık.Aslında ararım da çocuk Ezginin de ben olduğumu öğrenince iyice paranoyak olucak.Yazık hiç çaktırmıyım ben en iyisi.Ama gizliden de açmıyo ki.Sonunda itiraf edicem o olucak.'Aslında Ezgi diye biri yok,o aslında telefon sapığı,telefon sapığıda aslında benim,yani ortada benden başka kız yok sana yavşıyan 'dicen bütün havası yerle bir olcak.hayatıma biraz atraksiyon katmaya karar verirsem yaparım bunu ilerde bilrsiniz,deliyim gözü kara deliyimm.
19 Haziran 2011 Pazar
Birlikte olamayacaksak tanrı neden karsılasmamızı istedi?
Tesadüf mü dersiniz buna yoksa kader mi bilmiyorum.Ama ben ne zaman onu çok özlesem,görmek için tanrıya yalvarsam biyerlerde karşıma çıkıyo.He erdin mi derseniz,yok henüz o kadar olmadım.Sadece görmemin daha imkanlı olduğu zamanlarda yapıyorum bunu.Yani tutupta çocuğun istanbulda olduğunu bile bile 'allam nolur göriyim,şu köşeeyi dönünce çıksın karşıma'demek pek akıl karı gibi durmuyo.Yani tanrı beni severde,mucize göstericek kadar da değildir diye düşünüyorum.Ama görmem için az da olsa bir umut varsa affetmiyorum.Birden dikiliveriyorum karşısına,o da feleğini şaşırıyo.Bugün onun uğradığı cafelerden birinin önünden geçerken kafamı kaldırıp terasa baktım.Geçen seferkinde kafamı kaldırdığımda onu bulmuştum ama bu sefer o değildi elinde sigara aşağıya bakan.Ama en yakın arkadaşıydı.Gördüğümü çaktırmamak için hemen eğdim kafamı aşağı.Gerçi ben bu durumlarda pek yetenekli değilim büyük ihtimal çocuk anlamıştır gördüğümü ve o esnada 'Eyvah yine yakalandık,birazdan biter burnumuzun dibinde'diye düşünüyorda olabilir.Sonra hemen basit bi bağlantı kurdum kafamda;eğer müstakbel kaynım burdaysaa,sevdiceğimde pek uzaklarda olamazdı.Neyse bunu düşüne düşüne,bi işimi halletmek için dersaneye uğradım.Dersaneden çıktıktan sonra,arkadaşımla o cafeye gitmeye karar verdik.Ama arkadaşı sokağa inmişti bu sefer.Sanki sokakta birinin gelmesini beklyo gibi bir hali vardı.Yanımızdan geçip aşağı doğru devam ederken,bende arkamı dönüp bir baktım,sevdiceğim.Neyse tokalaştılar falan sonra aşağı doğru devam ettiler.Bu çocuk hep önüme taş kouyuyo zaten.Bi kere benm lehime bi icraatta bulunduğunu görmedim.Geçen de,geçen dediğim oldu 2 3 ay,takip ediyorum sevdiceğimi,aslında tam takip etmekde değil,ben arkadaşımla yürüyodum,arkadaşım arkasını döndü o esnada 'aha arkadalar' dedi.Bi süre onlar arkada biz önde yürüdük öylece.Sonra arkadaşımın aklına dahiyane bir fikir geldi.Yavaşladık öne geçmelerini bekledik.Öne geçtikten sonra yol ayrımına geldiler.Benim sevdiceğim ,benmde tahmin ettiğim yoldan gitmek isterken,bu arkadaşı tuttu bunun kolundan diğer yola çekti.Takip ediyoruz ya bende atladım direk peşlerine o yoldan gidelim diye,ama allahtan benimde en az müstakbel kaynım kadar kurnaz bir arkadaşım vardı.Tuttu beni hayır diğer yoldan gidicez dedi.Biraz sonra benimkinin haklı olduğunu anladım.100 metre kadar yürüdükten sonra baktım alt yolu bizim yola bağlayan sokaktan tekrar yolumuza çıktılar.Ama yine arkamızdalardı ,bu sefer takip eden değil,takip edilendik.Onlardan önce varmıştık gidicekleri cafeye.Aslında oraya gidiceklerini tahmin etmek çokda güç değildi.Yazında,bütün gün orda malak gibi yatarlardı zaten.Bugünde yptıkları aynen buydu.Ben onların aşağı devam ettiklerini gördükten sonra geçtim yine cafenin terasına oturdum.20 dkka kadar sonra yine geldiler.Arkadaki bi masaya oturdular,pardon malak gibi yayıldılar.Bende zaten kıçım onlara dönük oturduğumdan,bi cacık göremiyodum.Habire arkadaşıma 'bakıyo mu?' demekten sıkıldım desem yalan olur sıkılmadım da ,o her defasında ona bakıp,'hayır ' demekten sıkıldı gibi oldu hafiften.Gerçi bi defa bakmış.Bi ara ben yan masaya tavla istemeye gitmiştim.Neyse tavlayı aldım geldim oturdum masaya.Yine aynı soruyu sordum'baktı mı?'.Cevap bu sefer daha bi iç açıcıydı.'tavlayı alıp gelene kadar hep sana baktı'.Yehaaa işte beklediğim cevap buydu.Peki o zaman niye daha sık bakmamıştı.Başka zaman ökz gibi bakardı.Cevap Teoman'ın yeni albündeki şarkılardan birinde gizliydi 'bana öyle bakma,anlıycaklar:'Evet evet.İşte bana rahat rahat bakamamasının sebebi buydu.Acaba yanımdaki arkadaşımla aramda duygusal bir bağ mı var sanmışidi.Öyleyse teomanın şarkısı ve arkadaşımı sevdiceğim sanması herşeyi açıklıyordu.Ayy kıskandı tabii bebişim.Bana trip atıyorda olabilir tabi.Yani bana bakamamasının ardında yatan neden illa bunlardan biri size en uygun olanını da siz seçin artık.Hadi kaçtım.
17 Haziran 2011 Cuma
bir ben var benden iceri benden öte benden ziyade
Kişilik bölünmesi denen şeyi yaşıyor olabilir miyim acaba şu sıralar.Sanki içimde başka biri var ve o kadar baskın ki habire onun dediği oluyor.Ben diyorum hadi çıkıp bişiler yapalım.O diyor otur oturduğun yerde uğraşamam şimdi hazırlanmayla falan.Ben diyorum şu filmi izliyim bugün,o diyo yok bunun 2.si daha iyi.Birincisiydi ,yok ikincisiydi derken ,üçüncü ben çıkıyor ortaya ve bırakın bunları da yeni film girmiş vizyona onu izlemeye gidelim diyor.Sonra kendimi iç seslerimle kavga ederken buluyorum.Bildiğin manyadım yani.Ve sonuç,kazanan hep iç ses oluyor.Bugün arkadaşlarla dışarı çıktık.Uzun zamandır göremediğim sevdiceğimle karşılaştık.Yani karşılaştık dediysem cafelerin birinde oturuyordu arkadaşlarıyla.Önümde iki seçenek vardı orda oturmak ya da hiç bişey olmamış gibi yoluma devam edip oturmak için başka bi yer bulmak.Ben sevdiceğimi görünce dedim direk 'tamam,buraya oturuyoruz.'.Hobaa ordan çıktı iç ses 'Hayır,yapma bunu.Tam ondan kurtulmaya çalışırken bi kere daha yenik düşme ona.'Neyse kısa bi tartışmadan sonra ben kazandım ve geçtim oturdum bi masaya.Ama iç ses susmuyo mubarek.'İyi halt ettin,bu kadar güçsüzsün sen işte,ona bu kadar karşı koyabiliyosun anca'.İç sesimle yaptığım bi tartışmanın ardından kazanan yine o oldu ve kaldırdım bizimkileri masadan,'yürüyün garson gelmeden tüyelim'.onlar da bi anlam veremediler tabii duruma.Bilmiyolardı ki o sırada ne fırtınalar kopuyordu benim içmde.Sevdiceğimi bırakmıştım orda ve onu hiç görmemişim gibi davranmak zorundaydım.Ordan biraz daha aşağıda başka bir cafeye oturduk.Ben de o esnada kendime bunu nasıl yapabildiğimi sorup duruyodum.Aslında bu ona ikinci defa karşı koyuşumdu.Geçen bir arkadaşım mesaj attı aynı yerde onu gördüğünü söyledi.Ve ben naptım?Kalkıp uçar adımlarla ona gitmem gerekirken,işim var şimdi,gelemem dedim.İşim falan yoktu aslında,bunu bende bal gibi biliyodum.Sadece kendime bahaneler üretiyordum gitmemek için.Şimdi burda bi çelişki yok mu diyceksiniz.Hem sevdiceğim diyosun,uğruna şarkılar,türküler yapıyosun,sonra da onu görünce basıp gidiyosun.Aslında yok.Kalkıp gittim daha doğrusu kaçtım çünkü onu seviyorum.Ve buna bir dur demezsem herşey daha kötü olucak.Ben buna devam ettikçe,o rahatsız olucak,sonra söylenicek ben bunu duyucam daha kötü olucam yani olay dönüp dolaşıp beni üzücek.Ha sen böyle yapınca ondan kurtulucak mısın derseniz bilmiyorum.Ne kadar işe yarar,nereye kadar tutabilirim kendimi, ne zaman vazgeçer oturup ağlanmaya devam ederim,mechul.O zamana kadar devam ettirmeliyim bu durumu.
Edit:Az önce iç sesimle yine kavga ederken buldum kendimi.Ben akşam yemeği yemek isterken,o bana 'İnek gibi oldun,boşanda semerini ye'diye diretiyodu.ama bu sefer ben kazandım ve inek gibi yedim.Mutluyum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)